Hüseyin Asar
Hüseyin Asar

Kimler Kimlerle Beraber?

Yayınlanma: 08 Haziran 2026
Geçtiğimiz günlerde bir söz duyduk:
“Herkes sakız çiğner ama, çingene kızı bir başka güzel çiğner.”

Siyaset de biraz böyledir. Herkes konuşur ama herkes aynı etkiyi yaratamaz. Herkes makam ister ama herkes o makamı taşıyacak ağırlığa sahip değildir. Herkes örgütçü görünür ama herkes örgütün derdini taşımaz. Çünkü siyasette insanın gerçek niyeti, kriz zamanlarında ortaya çıkar.

Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır derler. Siyasette de yöntemler, karakterler ve hesaplar farklıdır. Kimisi mücadele eder, kimisi pusuda bekler. Kimisi örgütü büyütmenin peşindedir, kimisi koltuğu büyütmenin. Kimisi halk için siyaset yaptığını söyler, kimisi halkı sadece basamak olarak kullanır.

Daha önce kaleme aldığımız; “CHP Aydın Örgütünde Gerilim” başlıklı yazımızda örgüt içerisinde yaşanan sıkıntıları, gruplaşmaları ve perde arkasındaki hesapları açıkça dile getirmiştik. O yazının ardından aldığımız geri dönüşler, aslında örgüt tabanında büyük bir rahatsızlığın uzun süredir biriktiğini bir kez daha ortaya koydu. Görünen o ki insanlar konuşmuyor ama her şeyi görüyor. Sessizlik, bazen onay değil; bıkkınlıktır.

Asıl dikkat çekici olan ise il yönetimi içindeki bazı isimlerin şimdiden gelecek hesaplarına başlamış olmasıdır. Mevcut başkanı nasıl tasfiye ederiz, nasıl ekarte ederiz, hangi zeminde güç devşiririz hesabı yapanlar, örgütün sorunlarını çözmek yerine kendi siyasi kariyer planlarını yapmaktadır. Parti zor bir süreçten geçerken bile bazı isimlerin tek derdi “Ben nasıl il başkanı olurum?” sorusudur.

Yeni bir parti oluşursa orada pozisyon kapma hesabı yapanlar…
Kurultay olursa delegasyon üzerinden güç devşirmeye çalışanlar…
Sosyal medya operasyonlarıyla algı oluşturmaya uğraşanlar…
Basına sponsorlu haber servis ederek kendisini parlatmaya çalışanlar…

Hepsi aynı oyunun farklı figüranlarıdır. Bunları son zamanlarda fazlaca görüyoruz.

Siyaset üretmek yerine algı üretmeye çalışan bu anlayış, örgütü büyütmez; çürütür. Çünkü samimiyetin olmadığı yerde mücadele olmaz. Mücadelenin olmadığı yerde de sadece kişisel çıkar kavgası kalır.

Üstelik mesele sadece il başkanlığı da değildir. Her büyük hesabın altında küçük hesaplar vardır. Birilerinin yancıları, destekçileri, sosyal medya fedaileri şimdiden sahaya çıkmış durumdadır. Kimi geleceğin ilçe başkanı olmanın hesabını yapmakta, kimi belediye meclis üyeliği, kimi danışmanlık, kimi de siyasi rant peşinde koşmaktadır. Dün birbirine ağır sözler söyleyenlerin bugün aynı masada oturması da bundandır. Çünkü siyasette bazıları için ilke değil, menfaat belirleyicidir.

Sosyal medya üzerinden yapılan yapay kahramanlıklar, organize paylaşımlar, sahte birlik görüntüleri artık kimseyi ikna etmiyor. İnsanlar gerçeği görüyor. Çünkü halkın feraseti, masa başında yazılan senaryolardan daha güçlüdür.

Hey gidinin koltuğu…
Sen nelere kadirsin…

Bir makam uğruna dün savunduğunu bugün inkar edenleri de gördük, dün eleştirdiğine bugün methiyeler düzenleri de… Kriz ortamında bile örgütün geleceğini değil kendi siyasi ikbalini düşünenlerin varlığı, siyasetin neden güven kaybettiğini açıkça gösteriyor.

Tam da bu noktada aklıma eski bir deyim geliyor: “Mal sopası.”

Günlük dilde kaba, anlayışı kıt, olayları geç kavrayan kişiler için kullanılan bu ifade, bazen siyasette de tam karşılığını buluyor. Çünkü bazı insanlar kendilerini bulunmaz Hint kumaşı zannediyor. Oysa ne siyasi derinlikleri var ne toplumsal karşılıkları, ne de örgütsel emekleri… Ama buna rağmen en büyük makamların doğal sahibi gibi davranıyorlar.

Trajik olan ise bu kişilerin kendilerini vazgeçilmez sanmalarıdır. Oysa siyaset kimseye babasından miras değildir. Siyaset emek ister, birikim ister, karakter ister. En önemlisi de omurga ister.

Bugün siyasette oluşan kaos ortamında esas bakılması gereken şey şudur:
Kimler kimlerle beraber yürüyor?
Kim, kimin yanında saf tutuyor?
Kim ilke için mücadele ediyor, kim koltuk için pazarlık yapıyor?

Çünkü insanlar söyledikleriyle değil, birlikte yürüdükleriyle anlaşılır.

Ve unutulmamalıdır ki;
Bir örgütü dışarıdaki düşmanlardan çok, içerideki ihtiraslar çökertir.

“Politika, savaşın kansız; savaş ise politikanın kanlı hâlidir.”  (Mao Zedong)

Yorum Yazın