Hüseyin Asar
Hüseyin Asar

Ayrılıkçılar İş Başında

Yayınlanma: 30 Nisan 2026
Biz her yıl 1 Mayıs öncesinde “Birleşin” çağrısı yapmaktan, 1 Mayıs sonrasında ise ayrı ayrı gerçekleştirilen kutlamaların örgütlü mücadeleye zarar verdiğini anlatmaktan yorulduk. Ancak ayrılığı tercih edenler, her defasında yeni gerekçeler üreterek ortak kutlamaların önünü kesmekten hiç yorulmadı. Dahası, bu tutumla kendi tabanlarını konsolide etmeyi de başardılar.

Peki asıl amaç nedir? Ayrı kutlamalarla dar bir tabanı sağlamlaştırmak mı, yoksa birleşerek daha güçlü bir irade ortaya koymak mı? Gelinen noktada mesele, ilkelerden çok algı yönetimine indirgenmiş durumdadır.
Oysa Türkiye’nin pek çok yerinde 1 Mayıs, emeğin, dayanışmanın ve ortak mücadelenin simgesi olarak tek yürek halinde kutlanmaktadır. Aydın’da ise kutlamaların bölünmesi, bazı örgütlerin çevre il ve ilçelere yönelmesi açık bir zafiyet göstergesidir. Bu tablo, ne emeğe saygı anlayışıyla ne de sol düşüncenin temel değerleriyle bağdaşmaktadır.
Ayrı kutlama ısrarı; kişisel hırsların, dar hesapların ve koltuk kaygılarının ortak mücadelenin önüne geçtiğini açıkça göstermektedir. Oysa 1 Mayıs, dünya genelinde yönetim gücüne ve emperyalizme karşı parçalanmanın değil birleşmenin; rekabetin değil dayanışmanın simgesidir.

Aydın’da çeşitli bahanelerle ortaya çıkan bu tablo, birlikte mücadele ruhunun zıttını yansıtmaktadır. Aynı talepler etrafında birleşmesi gereken yapılar, farklı alanlarda adeta birbirine rakip gibi davranarak emeğin gücünü büyütmek yerine zayıflatmaktadır. Bu durum, yalnızca bir organizasyon sorunu değil; aynı zamanda tarihsel sorumluluğa karşı bir duyarsızlıktır.
Ortaya çıkan bu kaotik yapı, sadece bir güç kaybı değil, aynı zamanda ciddi bir güven ve samimiyet krizidir. Kişisel egolar uğruna 1 Mayıs’ı bölmek, emekçilerin ortak mücadele iradesine zarar vermektir.

Unutulmamalıdır ki emek mücadelesi, kişi ya da kurumların tekelinde değildir. Bu mücadele, bireysel hesaplarla değil, omuz omuza verilerek yürütülür. Birlik görüntüsünün dahi sağlanamadığı bir zeminde güçlü bir emek hareketinden söz etmek mümkün değildir.
Bu parçalanmışlık, emekçilerin değil; kendi dar iktidar alanlarını korumaya çalışan anlayışların ürünüdür. Emekçilerin gününü kişisel çıkar hesaplarına alet etmek asla kabul edilemez.
Eğer gerçekten emekten yana bir tutum sergilenecekse, bunun ilk ve vazgeçilmez şartı birliktir. Ayrışmayı besleyen her tutum, hangi gerekçeyle savunulursa savunulsun, ortak mücadele ruhuna zarar verir. Bu yaklaşım, emek ve demokrasi mücadelesine karşı ciddi bir sorumsuzluktur.

1 Mayıs, bölünerek değil birleşerek anlam kazanır. Parçalanmış bir toplumsal yapı, hak mücadelesinde etkili olamaz. Bu nedenle kişisel çekişmeleri büyütmek yerine ortak zemini güçlendirmek tarihsel bir zorunluluktur.
Emperyalizmin istediği şekilde parçalanmış bir kitle hiç bir şey yapamaz. Hele hele, bizim birleşik kutlama için yazdığımız yazıyı hedef gösterip kendi sosyal mecrasında kitlesine küfür ettirmekten çekinmeyen küçük adamlar demokratik emek mücadelesine hiç bir şey katamaz. Herkes kendine yakışanı yapar.
Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın örgütlü mücadele

Yorum Yazın