Hüseyin Asar
Hüseyin Asar

Sessizlikten Kollektif Eyleme

Yayınlanma: 26 Mart 2026

Artık bıçak emeklilerin kemiğine dayandı. Türkiye’de emekli sendikaları hak mücadelesi konusunda haklı olarak sokaklara inmeye karar verdi. 
Bunun en son ve somut örneğini Tüm Emeklilerin Sendikasının Aydın, Muğla ve Denizli örgütlerinin 12 Nisan 2026 Pazar günü Saat: 12.00’de ortak yürüyüş kararı alması oldu. Aydın Büyükşehir Belediyesi önünde bulunan Taşköprü yürüyüşün başlangıç noktası olacak ve yürüyüş Atatürk Kent Meydanında sona erecek. Yürüyüş sonrasında konuşmalar ve çeşitli etkinlikler Atatürk Kent Meydanında gerçekleşecek.


Modern toplumlarda emeklilik, yalnızca çalışma yaşamının sonu değil, sosyal devletin vatandaşına verdiği bir “Onurlu yaşam güvencesi” olan kritik bir aşamadır. Ancak Türkiye’de son yıllarda emekli sendikalarının ortaya koyduğu mücadele, bu güvencenin ciddi biçimde aşındığını göstermektedir. Sosyolojik açıdan bakıldığında, bu durum yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda siyasal katılım, toplumsal dayanışma ve hak arama kültürüyle doğrudan ilişkilidir.
Emeklilerin sosyal ve ekonomik olarak gerilediği açıkça görülmektedir. Türkiye’de emeklilerin önemli bir kısmı bugün açlık sınırına yakın veya altında yaşamaktadır. Milyonlarca emekli düşük maaşlar, artan kira ve yaşam maliyetleri nedeniyle ciddi bir geçim krizi içindedir. Ayrıca, maaş artışlarının enflasyon karşısında eridiği ve emekli gelirlerinin reel olarak düştüğü istatistiksel olarak görünmektedir.  
Emeklilik artık güvenli bir yaşam değil, belirsizlik dönemine dönüşmüştür. Emekliler üretim sürecinden çekildikçe siyasal ve ekonomik karar süreçlerinden de uzaklaştırılmıştır. Çalışanların yoksulluğundan farklı olarak emeklilere özel bir yoksulluk biçimi atfedilmektedir.
Türkiye’de emekli sendikaları son yıllarda daha görünür hale gelmiş, ülke genelinde protestolar, oturma eylemleri ve basın açıklamaları düzenlemiştir. 2025 yılında olduğu gibi 2026 yılında da birçok ilde eş zamanlı eylemler yapılmış, emekliler yaşam koşullarına karşı ses yükseltmiştir. Süresiz oturma eylemleri ve meydan protestoları örgütlenmiştir. “Sokakların ısıtılacağı” bir mücadele dönemi çağrıları yapılmıştır.  
Ancak bu hareketlerin etkisi sınırlı kalmaktadır. Emeklilerin dağınık ve heterojen bir yapıya sahip olması, sendikalaşmanın hukuki ve kurumsal engellerle karşılaşması, yaş, sağlık ve ekonomik zorluklar nedeniyle sürdürülebilir eylem kapasitesinin düşük olması, medyada yeterince yer bulamamaları, emeklilerin etkili olmalarının önündeki engelleri oluşturmaktadır.
Sosyoloji bize şunu öğretir; Haklar verilmez, kazanılır.
Karl Marks’ın sınıf mücadelesi teorisi ve Charles Tilly’nin kolektif eylem yaklaşımı, örgütlü hareketlerin tarihsel olarak sosyal hakların temel kazanım aracı olduğunu gösterir. Bunun için artık eylemselliğin kitlesel olarak başlaması, emeklilerin Anayasa’da yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşü gibi eylemlere başlaması yerinde olacaktır. 
Buna bağlı olarak Tüm Emeklilerin Sendikasının 12 Nisan 2026 Pazar günü Aydın’da gerçekleşmesi beklenen gösteri yürüyüşü emekli hareketi konusunda bir milad olacaktır.
Bugün Türkiye’de emekliler için kolektif talep ve siyasi baskı sonucu hak kazanımı zamanıdır. Eylem olmadan talepler görünmez kalır, siyasal maliyet oluşmaz, karar alıcılar üzerinde baskı kurulamaz.
Sonuç olarak, hakların geri kazanımı için neler yapmalıyız?
Farklı emekli örgütleri ortak platformlarda birleşmeli, parçalı yapı yerine konfederatif bir güç oluşturulmalıdır.
Bugünün çalışanları yarının emeklileridir. Bu nedenle: işçi sendikaları, memur örgütleri, gençlik ve kadın hareketleri ile ortak mücadele yolları aranmalı ve birlikte hareket edilmelidir.
Merkezden ziyade yerel dayanışma ağları oluşturulmalı; emekli meclisleri, mahalle toplantıları ve  yerel forumlar aktif olarak kullanılmalıdır. Bu modeller Latin Amerika ve Avrupa’da oldukça etkilidir.
Geleneksel eylemlere ek olarak; sosyal medya kampanyaları, online imza hareketleri, veri temelli raporlar ile kamuoyu oluşturulmalıdır.
Anayasal haklar, sosyal devlet ilkesi, uluslararası sözleşmeler üzerinden dava süreçleri başlatılması yararlı olacaktır.
Tarihsel olarak bakıldığında: işçi hakları, sosyal güvenlik sistemleri, emeklilik maaşları, memur örgütleri örgütlü mücadelelerin ürünüdür.
Bugün Türkiye’de emekliler için en büyük risk ekonomik yoksulluktan ziyade örgütsüzlüktür. Çünkü örgütsüz bir topluluk; taleplerini ifade edemez, pazarlık gücü oluşturamaz, siyasal sistemde karşılık bulamaz, açlık sınırı altında ve sosyal haklardan yoksun olarak yaşamaya devam eder.
Türkiye’de emeklilik sistemi yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda bir adalet meselesidir. Emekli sendikalarının yükselen eylemleri, aslında daha büyük bir dönüşüm ihtiyacının habercisidir.
Bu dönüşümün gerçekleşmesi için:
Korku yerine dayanışma, sessizlik yerine örgütlenme, bireysellik yerine kolektif eylem zorunludur.
Eğer emekliler yalnız kalırsa yoksulluk derinleşir. Ama örgütlenirlerse, yalnızca kendi haklarını değil, toplumun geleceğini de yeniden şekillendirebilirler. Artık tüm Türkiye’de dalga dalga örgütlenmenin başlaması, farkı emekli örgütlerinin temel sosyal ve ekonomik kazanımlar için birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. 
Yarın çok geç olabilir. 12 Nisan Aydın yürüyüşü bir başlangıç olmalı ve sonuç alınana kadar tüm ülkede devam etmelidir.
“Sendikalar, işçilerin daha iyi bir yaşam için örgütlenmiş halidir.” (Samuel Gompers)

Yorum Yazın