Günümüz gençliği erken yaşlarda internetin kapısını araladı, küçük yaşlarına rağmen dünyanın nabzını tuttu, yapay zekayı, kodlamayı, küresel trendleri avucunun içi gibi biliyor. Onların batılı gençlerden hiçbir eksiği yok, aksine akılları onlardan daha özgür, hayalleri daha sınırsız, cesareti muhteşemdir. Onlarda eksik olan hiçbir şey yok ama, onları temsil eden ve onları düşünen bir politik vizyon, onlara güvenen bir siyaset yok.
Gençlerimizin aklında: “Bu diplomayla gerçekten iş bulabilecek miyim? Geleceğim güvende mi? Hayalimi gerçekleştirmek için yurt dışına gitmeli miyim? Ekonomik
kriz, işsizlik, her yıl değişen sınav sistemleri, niteliksiz eğitim sorunları içinde boğuşurken hala umut ışığı var mı?”
Bu korkuları, bu derin endişeleri ülkemiz gerçekleri düşünüldüğünde gayet normal. Üniversite mezunu olup işsiz kalan milyonları düşününce haklılar. Bu sorunlar gençlerin kaderi olmamalı.
Yıllardır uygulanan yanlış politikaların, vizyonsuzlukların ve cesaretsizliklerin sonucu gençlerimiz umudunu yitiriyor. Ancak bu sorunları çözecek güç, dışarıda, başka ülkelerde, başka sistemlerde değil, gençlerin iradesinde, onların aklında, gençlerin cesaretinde ve ortak mücadelelerinde yatıyor.
Akılcı, üretken, yetenek temelli ve geleceğin becerilerine odaklanan yepyeni bir eğitim sistemine ihtiyacımız var. Atatürk’ün gençlerimize gösterdiği yoldan giderlerse başarı kısa sürede gelecektir. Gençlerimize sorgulamayı, eleştirel düşünmeyi, problem çözmeyi, takım çalışmasını, yaratıcılığı ve dijital okuryazarlığı öğretecek kadrolara ihtiyacımız var.
Gençlerimizi korkuyla, sınav stresiyle, puan yarışıyla değil; coşkuyla, merakla, heyecanla büyütmek gerekiyor. Korkunun değil, coşkunun hâkim olduğu bir Türkiye kuramazsak çağın gerisinde kalırız.
Endişenin değil, umudun; karamsarlığın değil, büyük hayallerin; çaresizliğin değil, “Biz başarırız” inancının hakim olduğu bir Türkiye hayal değildir. Atatürk gençliğinin ortak hedefi budur. Her genç, istediği bölümü, istediği mesleği imtihansız, baskısız, korkusuz ve özgürce seçmelidir. Gençlerimiz sınav stresiyle, ezberle, puan yarışıyla değil; yeteneğiyle, ilgisiyle, hayaliyle geleceğe yönlendirilmelidir. Meslek liseleriyle üniversiteler, sanayi devleriyle, teknoloji devleriyle ve girişim ekosistemiyle sıkı sıkıya entegre olmalıdır.
Her okulun müfredatında yapay zekâ, kodlama, veri bilimi, sürdürülebilirlik, yenilenebilir enerji, biyoteknoloji, tasarım odaklı düşünme ve girişimcilik gibi 21. yüzyılın olmazsa olmaz becerileri zorunlu hale gelmelidir. Gençlerimiz sadece diploma değil, küresel rekabette ayakta kalacak yetkinlikler kazanmalıdır.
Türkiye sadece Batı’ya yetişmeye çalışan bir ülke değil; dünyaya rol model olan, insanlığa ilham veren, çağdaş ve büyük bir medeniyet ülkesi olmalıdır. Teknolojide öncü, sanatta özgün, sporda başarılı, çevrede sürdürülebilir, demokraside örnek, bilimin, aklın, adaletin, özgürlüğün, yenilikçiliğin ve merhametin ışığıyla parlayan bir Türkiye yaratmak için gençlerimizi iyi eğitmeliyiz. Gençlerin hayallerini bir bir realize ettiği, her bireyin potansiyelini en üst seviyede ortaya koyabildiği, fikrin ve üretimin ödüllendirildiği, refahın adil paylaşıldığı, huzurun ve umudun hâkim olduğu bir Türkiye için hep birlikte mücadele etmeliyiz.
Geleceğimize, hayallerimize, yeteneklerimize ve bu güzel vatana gençlerimiz sahip çıkacaktır. Tüm bunları gençlerimizle birlikte yapacağız, birlikte başaracağız, birlikte kazanacağız. Sadece inanmak ve gençlerin umutlarını diri tutmamız gerekiyor.
“Gençlik, geleceğin tohumudur.” (Mustafa Kemal Atatürk)
Yorum Yazın