Hüseyin Asar
Hüseyin Asar

Plan mı? O da Ne?

Yayınlanma: 30 Ocak 2026

Gelecek çoğu zaman öngörülemezdir;

Ancak uzun vadeli planlama, olası riskleri ve alternatif yolları önceden düşünmeyi sağlar. Bu da ani gelişen krizlerde panik yerine hazırlıklı olmayı getirir.

Kısa vadeli planlar, günü kurtarmayı, orta ve uzun vadeli planlar ise geleceği kurtarmayı hedefler. Türk toplumu göçebe hayattan yerleşik hayata geçeli çok oldu ama, halen daha göçebe toplum gibi yaşıyoruz. Bunun en önemli tanığı planlama konusudur. Göçebe toplumun gereği orta ve uzun vadeli planlar yerine kısa vadeli planlar yapmayı seviyoruz. Hatta, “Kervan yolda düzelir” diyerek planlama bile yapmıyoruz.

İsrail devleti 1948 yolunda kurulmuştur. Yahudi toplumu binlerce yıldır, “Vaad edilmiş topraklar” hayaliyle yaşamış, bu hedefe ulaşmak için hep uzun vadeli planlar yapmış, bu doğrultuda hep emek vermiştir.

1970’li yıllarda İsrail’de yayımlanan strateji dergileri ve iç politika belgelerinde Ortadoğu’ya dair ortaya konan projeksiyonlar, tek bir “Resmi plan” düşünülerek aynı stratejik zihniyeti paylaşan metinler bütünü olarak değerlendirilmiştir. Akademik literatürde bu çerçeve planlamalar çoğunlukla, “Böl ve zayıflat” çevredeki merkezi devletlerin çözülmesi ve İsrail’in uzun vadeli güvenliğinin askeri olmayan yollarla sağlanması amaçlarını taşımaktadır.

1970’lerde İsrail’de güvenlik ve dış politika tartışmaları ağırlıklı olarak şu kanallarda yürütülüyordu; Askerî ve stratejik dergiler, Siyonist hareket yayınları, Akademik–yarı resmî düşünce dergileri.

Bu yayınların hepsinde ortak olan nokta, İsrail tarafından Ortadoğu’nun uzun vadeli bir güç mücadelesi alanı olarak görülmesidir.

İsrail içindeki Arap nüfusun demografik ve siyasal etkisinin azaltılmasını amaçlayan Koenig Memorandumu, Ortadoğu projeksiyonunun iç cepheyle bağlantısını gösterir. Demografi, yerleşim ve idari araçların stratejik unsur olarak kullanılmasının gerekli olduğu vurgulanır. Bu stratejik çalışma, 1970’lerde İsrail’in stratejik düşüncesinin yalnızca dış politikaya değil, iç toplumsal yapıya da müdahaleci olduğunu gösterir.

Kivunim (Yönler) Dergisi ve Oded Yinon Çizgisi, 1980’lerde İsrail İçin Bir Strateji belgesidir. Her ne kadar yazılı olarak 1982’de yayımlansa da, akademik değerlendirmelerde bu yazının 1970’ler boyunca olgunlaşan stratejik tartışmaların bir ürünü olduğu açıktır.

Arap devletlerinin etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden parçalanması, Lübnan, Suriye, İran, Irak gibi ülkelerin merkezi devlet niteliğini yitirmesi için çalışılması, İsrail’in güvenliğinin, güçlü komşular yerine zayıf ve bölünmüş yapılarla çevrili olmasıyla sağlanması amacının en net olarak gösterilmesi açısından önemlidir.

1970’lerde İsrail strateji dergilerinde görülen ortak çerçeve şu başlıklarda kendini gösterir.

Merkezi Arap Devletleri tehdit olarak görülür. Mısır, Suriye, İran, Irak gibi ülkeler konvansiyonel tehdit kabul edilir. Bu tehdidin ortadan kaldırılması için bu devletlerin iç bütünlüğünün zayıflatılması, etnik ve mezhepsel açıdan parçalanmasının gerekliliği anlatılır. Arap–Kürt, Sünni–Şii–Alevi–Dürzi ayrımları, uzun vadeli istikrarsızlık, İsrail lehine stratejik derinlik ve gereklilik olarak görülür. Bunun için göze batmayacak şekilde harita değişikliği doğrudan değil, dolaylı olarak adı geçen devletlerin işlevsizleşmesi öncelikli olarak hedeflenir. Bu doğrultuda nüfus yapısı, yerleşim politikaları ve göç olgusu ile askerî olmayan ama kalıcı araçlar kullanılır.

1970’lerdeki İsrail strateji dergilerinde yer alan Ortadoğu projeksiyonu, İsrail’in uzun vadeli bölgesel düzen kurma hedefine hizmet için planlanmıştır. Bu projeksiyon Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile bütünsel bir yapıyı oluşturur.

Ancak, 1970’li yıllarda oluşturulan bu uzun vadeli planlar temel olarak devam etse de, günümüzde önemli değişiklikleri içinde eritmektedir. Yakın zamana kadar yapılan gizli değişiklik planları artık en üst seviyeden dile getirilmektedir. Özellikle Türkiye için söylenen, “En büyük düşman” nitelendirilmesi yeni değildir ama, şartlar ancak oluştuğu için şimdilerde dillendirilmeye başlanmıştır. İran ile ilgili planlar, vaad edilen topraklar üzerinde bulunan Kürt nüfusu ile ilgili projeksiyonlar artık uygulama aşamasına gelmiştir. Emperyalist ABD’nin Kürt halkı ile ilgili sürekli değişen tavırları tamamen bu projeksiyon ile ilgilidir.

Önümüzdeki süreç çok sıcak, sancılı ve bir o kadar yıkıcı olacaktır. Bizim yapmamız gereken, günü kurtarmak için yapılan planlamalar yerine uzun vadeli planlamaya geçiş ve uygulamaya koymaktır. Yoksa yine analarımız ağlayacaktır.

“İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır.” (Lord Acton)

planlama uzun vadeli strateji kısa vadeli yaklaşım Ortadoğu güvenlik jeopolitik risk yönetimi stratejik akıl BOP Lord Acton

Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları