Hüseyin Asar
Hüseyin Asar

Yeni Parti Efeler’de Yeni Aday: Ezgican Kocabaş

Yayınlanma: 08 Eylül 2026
Siyasette bazen bir adaylık, yalnızca bir makam yarışından ibaret değildir.
Bazen bir aday çıkar ve aslında şu soruyu ortaya koyar:
“Siyaset gerçekten değişecek mi, yoksa sadece tabelalar mı değişecek?”
Yeni Parti, henüz kuruluş ve örgütlenme aşamasında olan, kongre sürecine girmiş genç bir siyasi yapı. Efeler’de ise yaklaşık 2.700 kayıtlı üyesiyle önemli bir örgütsel tabana sahip. Kongre yaklaşırken ilçe başkanlığı için ilk adaylığını açıklayan isimlerden biri, eski isimlerden K. Erçetin olmuştu.
Ardından geçtiğimiz günlerde Ezgican Kocabaş adaylığını açıkladı.

İşte tam bu noktada yarış, yalnızca iki isim arasındaki bir tercih olmaktan çıkıyor. Çünkü önümüzde daha temel bir mesele var:
Yeni bir parti, eski siyaset anlayışıyla mı örgütlenecek; yoksa gerçekten yeni bir siyasi yapı mı oluşturacak?
Geçtiğimiz günlerde eski il başkanı H. Saatçi’nin aday olmayacağını açıklamasıyla birlikte K. Erçetin’in adı il başkanlığı için de konuşulmaya başlandı.
Böyle bir durumda bize göre doğru olan, eski başkanların farklı makamlarda yeniden konumlandırılması yerine, yeni siyasi anlayışı temsil edecek yeni isimlerin önünün açılmasıdır.
Çünkü adı yeni olan bir partinin kadroları ve siyaset anlayışı da mümkün olduğunca yeni olmalıdır. Yeni bir tabela ile eski alışkanlıkları sürdürmenin siyasi değişim olarak adlandırılması mümkün değildir.
Ezgican Kocabaş’ın adaylığını farklılaştıran unsurlardan biri de kadın olmasıdır. Yeni Parti’nin Efeler’deki ilk seçilmiş ilçe başkanının kadın olması, kuşkusuz parti örgütüne farklı bir dinamizm kazandırabilir.
Ancak mesele yalnızca kadın bir başkan seçmek değildir. Asıl mesele, kadınların siyasette karar mekanizmalarının merkezinde yer almasını sağlayacak bir örgüt kültürü oluşturabilmektir.
Siyasete CHP’de başlayan, örgütün farklı kademelerinde görev alan Kocabaş, Yeni Parti’nin oluşum sürecinde CHP’den istifa ederek yeni siyasi yapıya katıldı.

Onun siyaset anlayışında mücadele kavramı belirgin biçimde öne çıkıyor. İnsanlara hizmet etmek, emeğin hakkını savunmak, gençlerin hak ettikleri geleceğe ulaşmasını istemek, kadınların ve adaletin yanında durmak ve en önemlisi, doğru bildiği yoldan geri adım atmamak.
Bunlar siyasetin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanacak kavramları değildir. Tam tersine, siyasetin ahlaki zeminini oluşturan temel değerlerdir. Siyasette herkesin başarılı olduğu dönemlerde kalabalığa katılmak kolaydır. Asıl mesele, işler zorlaştığında ortaya çıkabilmektir. Her şey yoluna girdikten sonra makam talep etmek kolaydır. Zor olan, daha yolun başında sorumluluk almaktır.
Birileri arkanızda olmadan yürümek, birilerinin talimatını beklemeden karar verebilmek, haksızlık karşısında susmamak, yalnız kaldığınızda dahi doğru bildiğiniz şeyi savunabilmek, işte siyasette mücadelecilik biraz da budur.
Çünkü siyasetçi olmak başka, mücadeleci olmak başkadır. Siyasetçi makam kazanabilir. Mücadeleci ise bedel ödemeyi göze alır. Siyasetçi kürsüde konuşabilir. Mücadeleci sahada insanlarla birlikte yürür. Siyasetçi başkalarının belirlediği sınırlar içinde onlardan aldığı emirle hareket edebilir. Mücadeleci gerektiğinde o sınırları sorgular.

Örgüt kapalı bir oda değildir. Yeni dönemin siyasetinde kapalı kapılar ardında yapılan toplantıların, dar kadroların ve emir-komuta zincirlerinin tek başına yeterli olması mümkün değildir. Siyasi örgütler, insanların kendisini ait hissettiği canlı yapılardır.
Üye yalnızca kongrede oy kullanmak için değil, fikri sorulmak için örgütün parçası olmalıdır. Genç yalnızca afiş asmak için değil, karar mekanizmasına katılmak için siyasetin içinde bulunmalıdır. Kadın yalnızca seçim dönemlerinde görünür olmak için değil, siyasetin her kademesinde söz sahibi olmak için örgütlenmelidir.
Çünkü gerçek örgüt, birilerinden emir alan insanların topluluğu değil; ortak bir ideal etrafında birlikte düşünebilen insanların yapısıdır.
Makam mı, mücadele mi?
Ezgican Kocabaş’ın adaylığında dikkat çeken nokta tam da burada ortaya çıkıyor. Kocabaş, siyaseti bir makam elde etme aracı olarak değil, toplumsal sorumluluk alanı olarak gördüğünü ifade ediyor.
Bu yaklaşımın samimi olup olmadığını elbette zaman gösterecek. Çünkü siyasette asıl sınav, adaylık açıklamasıyla başlamaz. Asıl sınav, makam elde edildikten sonra başlar.

İnsanların yanında durabilecek misiniz?
Eleştiriye tahammül edebilecek misiniz?
Kendi çevrenizden gelen yanlışlara da itiraz edebilecek misiniz?
Size yakın olmayan insanların da sözünü dinleyebilecek misiniz?
Örgütü birkaç kişinin karar verdiği kapalı bir yapı olmaktan çıkarıp üyelerin söz sahibi olduğu demokratik bir zemine taşıyabilecek misiniz?
İşte gerçek sınav budur.
Yeni Parti’nin kuruluş sürecinde en fazla ihtiyaç duyduğu şey, yalnızca yeni isimler değildir. Yeni bir siyaset kültürüdür.
Başkasının emriyle hareket eden değil, sorumluluk alabilen kadrolara ihtiyaç vardır. Masa başında politika üreten değil, sahaya çıkabilen siyasetçilere ihtiyaç vardır. Sadece kürsüde konuşan değil, insanları dinleyen yöneticilere ihtiyaç vardır. Kendi çıkarını değil, toplumun ortak çıkarını önceleyen anlayışa ihtiyaç vardır.
Ezgican Kocabaş’ın adaylığı bu açıdan önem taşıyor. Çünkü mesele yalnızca bir ilçe başkanlığı seçimi değildir. Mesele, Yeni Parti’nin gerçekten “Yeni” olup olmayacağının da bir göstergesidir.

Eğer yeni bir parti kuruluyorsa, eski siyaset alışkanlıklarını yeni bir tabela altında devam ettirmek yerine, yeni bir örgüt kültürü oluşturmak gerekir. Bunun yolu da makamı değil, mücadeleyi önceleyen insanlardan geçer.
Yenilik; kişisel hesabı değil toplumsal sorumluluğu, sessizliği değil itirazı, statükoyu değil değişimi, birilerinden emir almayı değil sorumluluk üstlenmeyi savunan siyasetçilerden geçer.
Ezgican Kocabaş, adaylığıyla kendisini tam da bu tartışmanın içine yerleştiriyor.
Şimdi söz, Yeni Parti Efeler delegelerinde. Onlar yalnızca bir ilçe başkanı seçmeyecek. Belki de bundan daha önemlisi, “Yeni Parti”nin nasıl bir siyaset anlayışıyla yoluna devam edeceğine karar verecekler.
Kocabaş’a çıktığı bu yolda başarılar diliyoruz. Çünkü siyasette bazen asıl değer, kazanılan makam değil; makam uğruna mücadele etmeden, doğru bildiğin için yola, kendi özgür iradenle çıkabilmektir.
“Başarı, her düştüğünde bir kez daha ayağa kalkmaktır.” (Konfüçyüs)
 

Yorum Yazın