Aydın’ın ekonomik geleceğini konuşurken çoğu zaman aynı soruların etrafında dönüp duruyoruz: Neden sahip olduğumuz değerleri yeterince ekonomik değere dönüştüremiyoruz? Neden tarım, turizm, tarih, üniversite ve girişimcilik potansiyelimizi aynı hedef doğrultusunda buluşturamıyoruz? Daha da önemlisi, neden Aydın’ın geleceğini yalnızca mevcut olanakları koruyarak kurabileceğimizi düşünüyoruz?
Oysa şehirler, yalnızca sahip oldukları değerlerle değil, o değerleri yeniden yorumlama ve katma değere dönüştürme becerileriyle gelişir.
Aydın bugün ekonomik açıdan ciddi bir dönüşüm ihtiyacıyla karşı karşıya. Kentin üretim kapasitesini artırmadan, yeni yatırım alanları oluşturulmadan, mevcut değerleri markalaştırmadan ve genç girişimcilerin önünü açmadan sürdürülebilir bir kalkınmadan söz etmek kolay değildir.
Üstelik bu mesele yalnızca belediyelerin, kamu kurumlarının ya da iş dünyasının sorumluluğunda değildir. Kalkınma; kamu, özel sektör, üniversite, sivil toplum ve girişimcilerin aynı hedef etrafında buluşmasını gerektirir.
Tam da bu noktada girişimciliğin anlamını yeniden düşünmek gerekiyor.
Girişimci yalnızca sermayesini riske eden, yeni bir şirket kuran ya da ticari faaliyet yürüten kişi değildir. Gerçek girişimci, bulunduğu kentin sorunlarını görebilen, fırsatları fark edebilen, insanları ortak bir hedef çevresinde buluşturabilen ve “Böyle gelmiş, böyle gider” anlayışına itiraz edebilen kişidir.
Aydın’ın bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu anlayış da budur.
Bir kentin kaderi değişebilir mi?
Elbette değişebilir. Ancak bunun için önce zihniyetin değişmesi gerekir.
Aydın’ın tarımda güçlü olması önemli ama tek başına yeterli değildir. İncirin, zeytinin, kestanenin yalnızca üreticisi olmak yerine onların markalaşmasını, işlenmesini, teknolojik ürünlere dönüşmesini ve uluslararası pazarlarda daha yüksek katma değerle yer almasını sağlayabilmeliyiz.
Aynı durum turizm için de geçerlidir.
Aydın’ın denizi var, güneşi var, Kuşadası ve Didim gibi güçlü turizm merkezleri var. Fakat Aydın’ın turizm potansiyeli yalnızca deniz-kum-güneş turizmine indirgenemez. Antik kentlerimiz, kültürel mirasımız, gastronomimiz, doğal güzelliklerimiz ve kırsal yaşam kültürümüz de ekonomik değer yaratabilecek büyük bir potansiyele sahip.
İşte inovasyon tam burada devreye giriyor. İnovasyon, var olmayanı icat etmekten ibaret değildir. Bazen var olan bir değere yeni bir gözle bakmak, onu farklı bir yöntemle değerlendirmek ve toplumun kullanımına sunmak da inovasyondur.
Bu açıdan bakıldığında Aydın’ın önünde halen kullanılmayı bekleyen büyük bir potansiyel bulunmaktadır.
Taşkın Cerit örneği
Son yıllarda Aydın iş dünyasında girişimcilik, sivil toplum ve kent vizyonu açısından öne çıkan isimlerden biri de Taşkın Cerit.
Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü mezunu olan Cerit, ailesine ait şirketlerde yöneticilik yapmasının yanı sıra farklı dönemlerde Aydın Genç İş İnsanları Derneği (AYGİAD) Yönetim Kurulu Başkanlığı, Aydın Beşiktaşlılar Derneği Başkanlığı, Aydın Ticaret Odası Genç Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanlığı ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Teknokent A.Ş. yönetim kurulu üyeliği gibi görevlerde bulundu.
Bu görevlerin her biri aslında farklı bir alanı temsil ediyor: iş dünyası, gençlik, girişimcilik, üniversite, teknoloji ve sivil toplum.
Dolayısıyla burada yalnızca bir iş insanının özgeçmişinden değil, farklı toplumsal alanları birbirine bağlama kapasitesinden söz etmek gerekiyor. Çünkü günümüz dünyasında şehirleri ileriye taşıyan en önemli unsurlardan biri de tam olarak bu bağlantıları kurabilmektir.
Taşkın Cerit’in çalışmalarında dikkat çeken başlıklardan biri de Aydın’ın tarihi ve kültürel değerlerinin ekonomik ve sosyal potansiyele dönüştürülmesi konusundaki yaklaşımıdır. Tralleis Antik Kenti bunun önemli örneklerinden biridir.
Aydın’ın merkezinde böylesine önemli bir tarihsel miras bulunmasına rağmen bu değeri kentin ekonomik, kültürel ve turistik hayatıyla yeterince bütünleştirebildiğimizi söylemek güç.
Oysa Tralleis yalnızca arkeologların, tarihçilerin ya da akademisyenlerin konusu değildir. Tralleis; turizm sektörünün, yerel yönetimlerin, üniversitenin, gastronominin, kültür endüstrilerinin, genç girişimcilerin ve Aydın markasının da bir parçası olabilir.
Bir antik kenti yalnızca kazı alanı olarak görmekle, onu bir kent markasının merkezine yerleştirmek arasında büyük bir fark vardır. İnovatif düşünce tam da bu farkta ortaya çıkar.
Aydın’ın geleceği üzerine konuşurken gençleri yalnızca “Geleceğimiz” diye tanımlamak kolaydır. Asıl mesele, gençlerin bugün karar alma ve üretme süreçlerinin içine ne kadar dahil edildiğidir.
Genç girişimcilerin fikirlerinin desteklenmesi, üniversite ile iş dünyası arasında gerçek ve sürdürülebilir bağlar kurulması, teknoloji tabanlı girişimlerin teşvik edilmesi ve gençlerin ulusal ve uluslararası iş ağlarına dahil edilmesi Aydın’ın ekonomik geleceği açısından hayati önem taşımaktadır.
Cerit’in farklı dönemlerde üstlendiği görevler kapsamında girişimcilik, markalaşma, sosyal sorumluluk, üniversite-sanayi iş birliği ve uluslararası ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çalışmalara önem vermesi bu nedenle değerlidir. Çünkü girişimcilik yalnızca para kazanma meselesi değildir.
Girişimcilik aynı zamanda toplumsal hareketlilik yaratma, yeni fikirleri çoğaltma ve insanların kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olmalarını sağlama aracıdır.
Aydın’ın artık yalnızca geçmişiyle övünen bir şehir olmaktan çıkıp geleceğini tasarlayan bir şehir olması gerekiyor. Efeler diyarının geçmişi elbette büyük bir zenginliktir. Fakat geçmiş, geleceğin yerine geçemez.
Bugün ihtiyacımız olan şey; tarımda teknoloji, turizmde çeşitlilik, kültürde markalaşma, gençlikte girişimcilik, üniversitede yenilikçilik ve iş dünyasında uluslararasılaşmadır.
Bunun için de yalnızca makam sahiplerine değil, fikir üreten, risk alan, insanları bir araya getiren ve Aydın’ın potansiyeline inanan girişimcilere ihtiyaç var.
Taşkın Cerit gibi iş dünyası ile sivil toplum arasında köprü kurabilen, genç girişimciliği destekleyen ve Aydın’ın marka değerinin yükselmesi için çaba gösteren insanların çalışmalarının bu açıdan ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü şehirlerin kaderini bazen büyük projelerden önce büyük fikirler değiştirir. Büyük fikirlerin arkasında ise çoğu zaman o fikre inanan birkaç cesur insan vardır. Aydın’ın bugün ihtiyacı olan da tam olarak budur:
Daha fazla üreten, daha fazla düşünen, daha fazla girişim yapan ve “Aydın bunu neden başaramasın?” diye soran insanlar.
Taşkın Cerit’in bugüne kadar farklı alanlarda yürüttüğü çalışmaların ve bundan sonra ortaya koyacağı girişimlerin Aydın’ın ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlamasını diliyorum.
Çünkü Aydın’ın artık yalnızca sahip olduklarını anlatmaya değil, sahip olduklarını geleceğin değerlerine dönüştürmeye ihtiyacı var. Ve bunun yolu, cesur girişimcilerden, yenilikçi düşünceden ve ortak bir kent vizyonundan geçiyor.
Aydın’ın geleceği, geçmişinin büyüklüğüyle değil; geleceği kurma cesaretiyle belirlenecektir. Bir şehrin kaderini değiştiren şey sahip olduğu kaynakların çokluğu değil, o kaynakları yeni fikirlerle değere dönüştürebilen insanların cesaretidir.
“Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu icat etmektir.” (Alan Kay)
Yorum Yazın