Hüseyin Asar
Hüseyin Asar

Kobra Etkisi

Yayınlanma: 25 Ekim 2026
Kobra etkisi, bir sorunu çözmek amacıyla alınan önlemlerin, beklenenin aksine sorunu daha da büyütmesi veya yeni sorunlar yaratması olarak ifade edilmektedir. Başka bir anlatımla, iyi niyetle başlatılan bir uygulamanın yanlış teşvikler nedeniyle bekletileninden ters sonuç vermesidir.

Kavramın yaygın olarak anlatılan öyküsü kısaca şöyle;
İngiliz sömürge yönetimi Hindistan’da zehirli kobra yılanlarının saldırılarından rahatsız olmuştur. Yönetim, bu sorundan kurtulmak için yerli halka öldürülen her kobra için ödül vermeye başlar. İnsanlar ödül kazanmak amacıyla kobra avlamaya girişir. Bir süre sonra bazı kişiler ödül almak için Kobra avlamak yerine kobra yetiştirmeye başlar ve çok iyi para kazanırlar. sömürge yönetimi bunu fark ederek ödül uygulamasını kaldırır. Yetiştirilen kobralar artık para etmediği için doğaya bırakılır ve yılanların sayısı ilk baştaki sayının çok üzerine çıkar.

Gelin bu öyküye siyasi gözle bakalım.
Siyasette kobra etkisi, bir siyasetçinin gücünü korumak, rakiplerini etkisizleştirmek veya bir sorunu ortadan kaldırmak amacıyla aldığı kararların, zamanla kendi aleyhine sonuçlar doğurmasıdır. Siyasette en büyük yanılgılardan biri, insanları kontrol altına almayı onların desteğini kazanmakla karıştırmaktır. Bir siyasetçi, kendisine karşı çıkanları susturabilir; ancak bu, onların düşüncelerini değiştirdiği anlamına gelmez. Bazen yalnızca görünür muhalefeti azaltırken gizli tepkiyi büyütür.

Rakibini etkisizleştirmek için yapılan hamle, çoğunlukla rakibin güçlenmesine hizmet eder. Bir siyasetçi bazen rakibini doğrudan güçlendirmez; onun güçlenebileceği koşulları kendisi yaratır. Rakiplerini susturarak güçlendiğini sanan siyasetçiler, bazen kendi elleriyle rakiplerinin tabanını büyütür. Çünkü baskı, itirazı ortadan kaldırmaz; yalnızca onu birleştirebilir.
Siyasette kalıcı güç, yalnızca rakipleri kontrol etmekten değil, güven oluşturmaktan, adaletli davranmaktan ve yanlış kararların sonuçlarını zamanında görebilmekten doğar.

Gelelim yerel siyasete.
Geçtiğimiz günlerde Yeni Parti’nin üyeleriyle demokrasi kantarına çıktığı ilk seçimleri yaşadık. Süreç en başından itibaren çok heyecanlı gibi geçmiş olsa da, bazı gizli ellerin  parti üyelerini dizayn etme oyunlarına tanık olduk. Örgütleri maddi güçlerini kullanarak zapturapt altına alma oyunları ilginçti. 
Son 24 yılın siyasi hayatında AKP’nin iktidarda kaldığını değil de, muhalefetin neden iktidar olmadığını sorguladığımızda bu oyunları daha net görüyoruz. Aydın Yeni Parti il seçimlerinde parti üyelerinin iradelerine adeta ipotek konulduğunu anlıyoruz. Birilerinin işaret ettiği ya da maddi güç ile yeni üyeler yaparak 20 bin  seçmenin siyasi iradesini 4 bin kişi ile temsil etmek ne kadar meşrudur? 

Yeni kurulmuş bir parti ilk defa üyeleri ile sandığa gidiyor ve kervan yolda düzelir mantığıyla yol alınıyor. Yeni kurulmuş bir partide bu durumu anlayışla karşılayabiliriz. Ancak söylentilere göre şaibeli olan üye yapısı ile 4 bin kişinin oy verdiği il başkanının diğer tüm adayları kucaklamadığını, daha doğrusu kucaklayamadığını üzülerek gördük. 
Bu konuda Muğla örneğini verebiliriz. Muğla Fethiye ilçe başkanı olarak seçilen kişi il başkanı adayı olmak istediğinde, ilçe ya da il başkanı adaylığı arasında seçim yapılması istendi. Öncesinde ilçe başkanı olduğu için il başkan adayı yapılmaması için üyeler direndi. İlçe başkanı seçildikden sonra il başkanı adayı olan birine gösterilen tepki muhteşemdi. 

Aydın’da ise aynı duruma tepki gösterilmedi. Söylenenlere göre, ilçe binalarının kiralarını ödeme vaadiyle seçim kazanıldığının konuşulması Yeni Parti için utanç verici bir durumdu. Belediye Başkanlarının  atama ile belirlenmesi vaadi ise daha da utanç vericiydi. Bunun tüzüğün 33. Maddesi göz önüne alınarak söylendiğini düşünüyoruz. Başta Söke olmak üzere Bülent Tezcan’a yakın olan kişilere il yönetiminden üyelikler verilmesi vaadi ise çok manidar oldu. 

Aydın’daki seçim sürecine ilişkin iddialar, somut bilgi ve belgelerle açıklığa kavuşturulmalı; üyelerin kaygıları dikkate alınmalı ve parti içi demokrasinin nasıl işletildiği konusunda kamuoyuna açık bir değerlendirme yapılmalıdır.
Çünkü siyasi başarı, yalnızca kaç kişinin sizi desteklediğiyle değil, size neden güvendiğiyle de ilgilidir.
Unutulmamalıdır ki sandıkta kazanılan bir makam, örgütün tamamının gönlünü kazanıldığı anlamına gelmez. Bir seçimde rakiplerinizi geride bırakabilirsiniz; ancak farklı görüşleri dışlayarak geleceğinizi güvence altına alamazsınız.

Sonuç olarak, bu söylentiler doğru ise seçime gölge düşmüş olmuyor mu? Genel Başkan Özgür Özel’in söylediği demokrasi nereye gitti? Söylenenler ile yapılanlar arasında uyum olmadıktan sonra sonuç olumsuz oluyor. Üyeler bu duruma tepkili, görünen o ki önümüzdeki günlerde Yeni Parti’den istifalar başlayacaktır.
“Gerçeği söylersen hiçbir şeyi hatırlamak zorunda kalmazsın.” (Mark Twain)

Yorum Yazın