Aydın, 19-20 Ekim 2026 tarihlerinde mitolojiyi sinema, müzik ve sahne sanatlarıyla buluşturan IV. Uluslararası Mitoloji Film Festivali’nin etkinliklerine ev sahipliği yaptı. Festivalin 20 Ekim’de Tralleis Antik Kenti’nde gerçekleştirilen programında Kore Yelpaze Dansı gösterisi, Türk ve Kore mitolojisi üzerine söyleşi ve müzik dinletisi yer aldı. Etkinlik katılımcılara, farklı kültürlerin ortak anlatılarını tarihi bir mekanın atmosferinde yeniden deneyimleme fırsatı sundu.
Ancak bu buluşmanın anlamı, yalnızca bir dans gösterisinin izlenmesi veya iki ülkenin efsanelerinin karşılaştırılmasıyla sınırlı değildi. Asıl mesele, insanlığın doğayı, ölümü, yaşamı, ruhu ve evrenin düzenini anlamlandırmak için geliştirdiği ortak düşünce biçimlerini keşfetmekti. iki kadim dünyanın buluşması, Türk ve Kore mitolojisinin ortak hafızası üzerine eşsiz bir etkinliğe tanık olduk.
Mitoloji, yalnızca geçmişte kalmış tanrıların ve kahramanların hikayesi değildir. Mitoloji, insanın kendisini ve dünyayı açıklama çabasıdır. Şaman geleneği de bu çabanın bazı Türk topluluklarında ve Kore kültüründe farklı biçimlerde görülen önemli tarihsel ve dinsel ifadelerinden biridir.
Tralleis’teki buluşmayı değerli kılan, tam da bu ortak hafızanın izlerini arama olanağıydı. Yapılan söyleşi tam da bu duyguları seyirciye ulaştırdı. Türk ve Kore mitolojileri arasındaki benzerlikleri anlamak için önce şamanlık geleneğine bakmak gerekir.
Tarihsel araştırmalarda şamanlık, özellikle Kuzey ve İç Asya toplumlarında ruhlar dünyasıyla ilişki kurduğu düşünülen, topluluk adına ritüeller gerçekleştiren ve kimi zaman iyileştirme, kehanet ya da korunma işlevleri üstlenen kişilerin uygulamalarıyla ilişkilendirilir. Bununla birlikte, her Türk topluluğunun inanç sistemi aynı olmadığı gibi, Kore’nin geleneksel şamanlık uygulamaları da kendine özgü tarihsel gelişime sahiptir.
Türk topluluklarında kam veya şaman olarak anılan dini-ritüel uzmanları ile Kore’de mudang adı verilen şamanik uygulayıcılar arasında işlevsel benzerlikler bulunabilir. Ancak bu benzerlikler, iki geleneğin bütünüyle aynı olduğu veya birinin doğrudan diğerinden kaynaklandığı anlamına gelmemektedir.
Şamanik ritüellerde davul, ezgi, dans, söz ve semboller; insanın görünür dünya ile görünmeyen güçler arasında ilişki kurma arayışının araçları olabilir. Kore’deki geleneksel gut ritüelleri de müzik, dans ve sözlü anlatım yoluyla ruhlarla ilişki kurma, korunma veya iyilik dileme gibi amaçlar taşır.
Eski toplumlarda fırtına, hastalık, bereket, ölüm ve doğanın döngüleri yalnızca fiziksel olaylar olarak görülmeyebilirdi. Bunlar aynı zamanda kutsal düzenle ilişkilendirilen deneyimlerdi. Şamanik gelenekler, bu deneyimlere anlam vermenin yollarından birini oluşturdu.
İki kültürün kesiştiği nokta, aynı hikayeyi anlatmaları değil; insanın bilinmeyen karşısındaki arayışına benzer sembolik yollar geliştirmiş olmalarıdır.
Eski Türklerin inanç dünyasını anlamak için Gök Tanrı inancı, doğa kültleri, atalara saygı ve şamanik uygulamalar arasındaki ilişkiyi birlikte değerlendirmek gerekir. Tarihçi Hayrettin İhsan Erkoç’un Gök Türklerdeki doğa kültleri üzerine araştırması, eski Türk inançlarında Tengri’nin yanı sıra Umay, yer-su, dağ, ateş, güneş ve ay gibi unsurların da önemli yer tuttuğunu ortaya koyar.
Türk mitolojisinin önemli sembollerinden biri olan Dünya Ağacı, gök, yeryüzü ve yeraltı arasında bağlantı kuran kozmik bir eksen olarak yorumlanır. Ağacın kökleri, gövdesi ve dalları aracılığıyla farklı varoluş katmanlarının birbirine bağlandığı düşüncesi, evreni bir bütün olarak kavrama çabasını yansıtır.
Kore’nin geleneksel inanç dünyasında da doğaüstü varlıklar, atalar, tanrılar ve insan arasındaki ilişki önemli bir yer tutar. Kore şamanizmi için kullanılan musok veya muism terimleri, tek merkezden yönetilen ve bütün uygulamaları aynı olan bir inanç sisteminden ziyade, bölgelere ve uygulayıcılara göre değişebilen gelenekleri ifade eder. Ritüelleri gerçekleştiren kişiler arasında mudang adıyla bilinen uygulayıcılar bulunur.
Tralleis’te gerçekleştirilen Kore Yelpaze Dansı, kültürel buluşmanın en dikkat çekici görsel unsurlarından biridir. Kore’nin geleneksel yelpaze dansı, genellikle buchaechum adıyla bilinir. Renkli yelpazeler, uyumlu hareketler ve sahne düzeniyle öne çıkan bu dans, doğa imgelerini ve estetik kompozisyonları çağrıştırabilir.
Bedenin hareketi, müziğin ritmi, kostümün rengi ve sembollerin dili de bir toplumun estetik dünyasını görünür kılar. Yelpazelerin açılıp kapanmasıyla oluşan biçimler, izleyicide doğa, çiçekler, dalgalar veya gökyüzü gibi imgeler uyandırabilir. Böylece seyirci, başka bir toplumun kültürel ifade biçimiyle önce görsel ve duygusal bir ilişki kurar; ardından o kültürün tarihini ve mitolojisini daha yakından tanımaya yönelir.
Bu buluşmanın Aydın’da, Tralleis Antik Kenti’nde gerçekleşmesi de ayrıca üzerinde durulması gereken önemli bir ayrıntıdır. Antik kentler, yalnızca taş kalıntılarından oluşan arkeolojik alanlar değildir. Onlar, farklı kuşakların yaşamlarını, üretimlerini, inançlarını ve toplumsal ilişkilerini araştırmamıza olanak veren tarihi mekanlardır.
Tralleis’in kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapması, Aydın’ın tarihi mirasını günümüzün kültürel yaşamıyla buluşturması açısından değerlidir. Efeler Belediyesi de festivalin bu yönünü, kentin tarihi ve kültürel potansiyelini görünür kılma amacıyla önemli işlere imza atıyor.
Aynı mekanda farklı coğrafyalardan gelen insanlar bir araya geliyor. Bir Kore dansı izleniyor, ardından Türk ve Kore mitolojileri konuşuluyor. İnsanlar kendi kültürlerinin dışına çıkarak başka bir toplumun sembollerini anlamaya çalışıyor. Bu sahne, mitolojinin yalnızca geçmişe ait olmadığını gösteriyor. Mitoloji, bugünün dünyasında da kültürel iletişimin, merakın ve karşılıklı öğrenmenin bir aracı olabiliyor. Üstelik böyle bir etkinlik, Aydın’ın tarihi mirasının yalnızca yerel ölçekte değil, uluslararası kültürel ilişkiler bağlamında da değerlendirilmesine imkan tanıyor.
Tralleis’in taşları geçmişten bugüne uzanırken, Aydın’da gerçekleşen bu buluşma, kültürlerin birbirine benzemek zorunda olmadığını; birbirini anlamak için yan yana gelebileceğini gösterdi. Zaten mitolojinin günümüzdeki en önemli işlevi budur: Geçmişi yalnızca hatırlamak değil, geçmişin hikayeleri aracılığıyla birbirimizi daha iyi anlamayı öğrenmek.
“Kültür, insanın doğaya eklediği şeydir.” (André Malraux)
Yorum Yazın