Bugün 18 Mart. Takvimler bir zaferin yıl dönümünü işaret ederken, zihinlerimizde 111 yıl önce Çanakkale Boğazı’nın serin sularına mayın döken Nusret’in kahraman mürettebatı ve gökyüzünde keşif yapan ilk havacılarımızın fedakarlıkları canlanıyor. Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehasıyla yoğrulan bu topraklar, bize sadece bir vatan değil; onuruyla yaşatılması gereken büyük bir emanet bıraktı.
Ancak sormamız gereken can yakıcı bir soru var: Biz o emanete ve o emanetin yaşayan kahramanlarına gerçekten sahip çıkabiliyor muyuz?
Bir "Namus Meselesi" Olarak Vefa
Şehitler Günü, sadece protokol törenlerinden, süslü anma mesajlarından ibaret kalmamalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin son bir yılda 112 il ve ilçede gerçekleştirdiği 208 dernek ziyareti ve İstanbul’da düzenlenen "Kahramanlara Vefa Çalıştayı", bize gösterdi ki; kürsülerde "vatan sağ olsun" diyenlerin ardında, mutfağında yangın olan şehit aileleri ve protez sırası bekleyen gaziler var.
CHP’nin hazırladığı 18 kanun teklifi, aslında bir siyasi parti programı değil; bir ulusal onur belgesidir. Meclis çatısı altında bekletilen bu teklifler, siyaset üstü bir "namus meselesi" olarak ele alınmalıdır.
Talepler Lüks Değil, Anayasal Haktır
Şehit anne ve babasının asgari ücretin altında maaş alması, bu ülkenin bir ayıbıdır. Gazilerimizin hastanelerde katkı payı ödemek zorunda kalması, askeri hastanelerin kapalı olması ve terörle mücadelede yaralanıp "yüzdelik dilimlere" takıldığı için gazi sayılmayan kahramanlarımızın varlığı, vicdanları kanatan birer yaradır.
Öne çıkan şu başlıklar aslında birer lütuf değil, geç kalınmış hak teslimleridir:
-
Maaş İyileştirmeleri: Şehit ana-babasına en az asgari ücret, gazilere emsal maaş hakkı.
-
Sosyal Haklar: ÖTV’siz araç düzenlemesi, yeşil pasaport ve 18 Mart/19 Eylül ikramiyeleri.
-
Sağlık: Asker hastanelerinin yeniden açılması ve modern ortez-protez erişimi.
-
Onur: 52 yıldır beklenen Kıbrıs Barış Harekatı milli mücadele madalyalarının verilmesi ve "Onur Gaziliği" statüsü.
Sadece Sözle Değil, Adımla Vefa
Anayasa’nın 61. maddesi devleti, şehit yakınlarını ve gazileri korumakla yükümlü kılar. CHP, Türkiye Belediyeler Birliği aracılığıyla sunduğu 15 maddelik yerel yönetim destek paketiyle bu sorumluluğun yereldeki öncülüğünü üstlenmiş durumda. Ancak asıl çözümün adresi TBMM’dir.
Bu mücadele; sadece şehit aileleri için değil, aynı zamanda tazminat hakkı bekleyen emekli astsubaylar, atanamayan uzman çavuşlar ve haksızlığa uğrayan tüm TSK personeli içindir.
Sonuç olarak; Kahramanlarımıza olan borcumuzu "vatan size minnettardır" diyerek kapatamayız. Vefa, sadece duygusal bir hissiyat değil, somut bir yaşam standardı sunma kararlılığıdır. Gelin, bu 18 Mart’ta sadece geçmişi anmayalım; kahramanlarımızın geleceğine de sahip çıkalım. Çünkü vatanseverlik, kürsüde bağırmak değil, vatan için canını ortaya koyanın hakkını teslim etmektir.
Yorum Yazın