Yankı Bağcıoğlu
Yankı Bağcıoğlu

GAYRİ ASKERİ STATÜDEKİ KERPE ADASI !

Yayınlanma: 09 Mart 2026

EGE’NİN KIRILGAN DENGESİ: KERPE ADASI VE HUKUK İHLALİ

Ege Denizi’nde sular hiçbir zaman tam anlamıyla durulmuyor. Ancak son dönemde Kerpe (Karpathos) Adası ekseninde yaşanan askeri hareketlilik, meseleyi salt bir "güvenlik" konusu olmaktan çıkarıp, uluslararası hukukun açıkça test edildiği bir düzleme taşıdı. Türkiye kıyılarına bu denli yakın bir noktada hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması, sadece askeri bir hamle değil, statükoya vurulmuş hukuki bir darbedir.

1947 Paris Antlaşması Ne Diyor?

Tarihi hafızamızı tazelemekte fayda var: Kerpe ve diğer Menteşe Adaları, Yunanistan’a "altın tepside" sunulmadı. Bu adalar, 1947 Paris Barış Antlaşması ile "gayri askeri statüde" kalmak kaydıyla devredildi.

Bu statü, adaların her türlü askeri tahkimat ve silahlandırmadan uzak tutulmasını öngören, tartışmaya kapalı bir hukuki rejimdir. Dolayısıyla Kerpe’ye yerleştirilen her bir savunma bataryası, bu uluslararası metnin ruhuna ve lafzına doğrudan aykırıdır.

Fiili Aşındırma ve Lozan Dengesi

Atina’nın "savunma ihtiyacı" bahanesine sığınarak attığı bu adımlar, adaların silahsızlandırılmış statüsünü fiilen aşındırmaktadır. Bu durum sadece Paris Antlaşması'nı değil, aynı zamanda Ege’de Lozan Antlaşması ile kurulan o hassas dengeyi de zedeleme potansiyeli taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki; hukuk bir bütündür ve bir kısmının ihlali, tüm sistemin meşruiyetini sorgulatır.

Diplomasi ve Kayıt Altına Alma Zorunluluğu

Peki, Türkiye bu noktada nasıl bir yol izlemeli? Mevcut konuşlandırmanın uluslararası hukuka aykırı olduğu gerçeğinden hareketle, stratejik bir "not düşme" süreci işletilmelidir:

  • Geçicilik Vurgusu: Bu sistemlerin varlığının asla kabullenilmediği, ancak güvenlik gerekçeleri ortadan kalktığında derhal kaldırılması gerektiği uluslararası platformlarda yüksek sesle dile getirilmelidir.

  • Hakların Saklı Tutulması: Türkiye’nin bu ihlale karşı hukuki hak ve taleplerinin saklı olduğu şimdiden kayıt altına alınmalıdır.

  • Resmi Kanallar: Bu konu sadece diplomatik yazışmalarda hapsolmamalı; devam eden "Güven Artırıcı Önlemler" görüşmelerinde de masanın temel gündem maddesi haline getirilmelidir.

Sonuç olarak;

Ege’de barış, tek taraflı emrivakilerle değil, ancak uluslararası hukuka ve antlaşmalara sadakatle mümkündür. Kerpe’deki namluların gölgesinde bir güven ortamı inşa edilemez. Türkiye’nin bu konudaki kararlı duruşu, sadece kendi güvenliği için değil, bölgedeki kalıcı barışın tesisi için de elzemdir.


1/ Türkiye kıyılarına çok yakın ve etki mesafesinde bulunan Kerpe Adası’na hava savunma sistemi konuşlandırılması, askerî yönünden çok uluslararası hukuk boyutuyla önem taşıyan bir gelişmedir.

2/ Kerpe ve diğer Menteşe Adaları, 1947 Paris Antlaşması ile gayri askeri statüde Yunanistan’a devredilmiştir.

3/ Bu statü, söz konusu adaların askerî tahkimat ve silahlandırmadan uzak tutulmasını öngören açık bir hukuki rejim oluşturmuştur.

4/ Bu çerçevede Kerpe Adası’na hava savunma sistemi konuşlandırılması, adaların gayri askeri statüsünün fiilen aşındırılması anlamına gelmekte ve uluslararası hukuku ihlal etmektedir.

5/ Bu tür adımlar aynı zamanda Ege’de Lozan Antlaşması ile oluşturulan hassas dengeyi de zedeleme potansiyeli taşımaktadır.

6/ Bu nedenle söz konusu konuşlandırmanın uluslararası hukuka aykırı olduğu, ancak geçici nitelik taşıdığı varsayımıyla; güvenlik gerekçeleri ortadan kalktığında Kerpe Adası’ndaki askerî sistemlerin kaldırılmasına yönelik Türkiye’nin hak ve taleplerinin saklı tutulduğunun şimdiden kayıt altına alınması önem taşımaktadır.

7/ Bu hususun yalnızca diplomatik kanallarda değil, devam eden Güven Artırıcı Önlemler görüşmelerinde de resmî kayda geçirilmesi gerekmektedir.

Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları