İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları yalnızca iki ülkeyi değil, Körfez coğrafyasının tamamını etkileyen bir güvenlik dalgası oluşturmuştur.
Risk ve tehditler hava taarruzlarından terör tehditlerine kadar geniş bir çerçevede artmaktadır,
Bölgedeki hava sahalarının kapanması ve sivil havacılığın durması, Körfez ülkelerinde yaşayan, çalışan, ticaret yapan veya turistik amaçla bulunan Türk vatandaşlarını doğrudan mağdur etmiştir. Çok sayıda vatandaşımız fiilen mahsur kalmış durumdadır.
Bu şartlar altında vatandaşlarımızın güveneceği ilk ve tek merci Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.
Devletin asli görevi, nerede olursa olsun vatandaşının güvenliğini sağlamaktır. Mevcut veya kötüleşebilecek koşullar, diplomatik girişimlerin yanı sıra askerî imkânların da devreye alınmasını zorunlu kılabilecektir.
ABD, İtalya ve Fransa gibi bir çok devlet, kriz bölgelerinden vatandaşlarını sivil ve askeri imkanların müştereken kullanımı ile tahliye etmektedir.
Türkiye de geçmişte Libya ve Lübnan krizlerinde benzer adımları atmış, hava ve deniz unsurlarıyla başarılı tahliye operasyonları gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla bugün benzer bir kapasiteyi talep eden vatandaşlarımıza yönelik kullanmamak için herhangi bir engel bulunmamaktadır.
Bölgedeki vatandaşlarımızın can güvenliği ve psikolojik güven duygusu açısından önce kendileri ile irtibat kurulması, müteakiben; hızlı, planlı ve devlet gücünü açık biçimde gösteren bir tahliye operasyonu icrası hayati önem taşımaktadır.
Hükümete çağrımız, Körfez’de ulaşım güçlüğü yaşayan veya kendini emniyette hissetmeyen vatandaşlarımızı yalnız bırakmaması, gerekli imkân ve gayretleri gecikmeksizin devreye sokmasıdır.
Bu süreçte durum ve gelişmelerin de periyodik olarak kamuoyu ile paylaşılması uygun olacaktır.
Devlet kriz zamanlarında yalnızca sınırlarını değil vatandaşının onurunu ve güvenliğini de korur.
MİLLİ GÜVENLİK SORULARI !
1/ Her fırsatta göreve ve harekata hazır olduğu vurgulanan S-400 Hava Savunma Sisteminden bölgesel hava savunması için yararlanılacak mı?
2/ S-400 sistemi tehdit durumuna göre uygun mevziye intikal ettirilecek mi?
3/ KKTC’nin hava savunmasına destek için kara konuşlu sistemlere ilave olarak ileriden tespit ve reaksiyon için bölgede fırkateyn ve muharip uçak görevlendirilecek mi?
4/ NATO ile koordine kurularak, alan dışındaki Anadolu Türk Deniz Görev Grubu’nun, kuzeyden daha kritik hale gelen Akdeniz’de faaliyet göstermeye başlaması sağlanacak mı?
5/ Körfez ülkelerinde kriz ortamındaki vatandaşlarımız ile irtibat kuruldu mu? Talep edenler için tahliye faaliyeti icra edilecek mi ?
Yorum Yazın