Prof.Dr. Serdar Epözdemir
Prof.Dr. Serdar Epözdemir

İstişare: Şart mı?

Yayınlanma: 19 Ocak 2026

“Sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez!”

Özgür iradenin varlığı reddedilirse, insanlar normal biçimlerine, metaya indirgenirler. Özgür olmak özlem ve arzularını tamamen yaşamak, kendiyle özdeş olmak ve aynı zamanda ötekiyle uzlaşmak anlamına gelir. Bu uzlaşmak istemi kendi kararlarının istişare sonucu ortalamaların ortasında olmak istemi değildir. Çünkü varoluşsal olarak yalnız kalmama istemi yalnızca sürüye katılım ile mümkün olacaktır. İstişarenin Türkçedeki karşılığı “Ortak Akıl” olduğuna göre ve kim ki “Ortak Akıl” deyimini kullanır “o” akıl ve düşünme düşmanıdır.

Oysa Kant ne diyor:

“Aydınlanma, insanın bizzat kendi eseri olan boyunduruktan kurtulmasıdır; boyunduruksa insanın, başkasının yardımı olmadan kendi aklını kullanamama durumudur. Eğer söz konusu boyunduruk, insanın zihinsel özrünün bir sonucu değil de onun aklını, başkasının yönlendirmesi olmadan kullanmaya cesaret edememesinin bir sonucuysa kabahat insanın bizzat kendisindedir. Bu nedenle, ‘Sapere Aude!’ Ey insan, aklını kullanmaya cüret et!’”

İnsanların zihnini boyunduruk altına almış olan her şeye “Ortak Akıl” denir.

Kant’ın sözünü ettiği boyunduruk “Ortak Akıldır!”

Kant, “Aydınlanma kendi aklını kullanma cesaretidir” diyor… O halde “Ortak Akıl” nedir? Kendi aklından vazgeçme halidir. “Ortak Akıl”, aydınlanmanın tersidir.

Diderot ise aydınlanma için şöyle demişti:

“Önyargıları, gelenek ve görenekleri, eski olmaktan kaynaklanan genel kabulleri; otoriteyi ve kısacası insanların zihnini boyunduruk altına almış olan her şeyi çiğneyerek kendi kendine düşünmeye ve açık seçik ve genel ilkelere yükselmeye cesaret eden, onları sorgulayan, tartışan, kendi deneyiminin ve aklının tanıklığından başka bir şeyi kabul etmeyen ve hiçbir şeye bağlanmadan ve taraf tutmadan incelediği felsefelerden kendisine ait olan bir felsefe oluşturmaktır.”

Biz aydınlanmacı insanların yapması gereken çok nettir: Akılla, ama ‘Ortak Akılla’ değil ‘Birleşik Akılla’ karar vermeliyiz. Hepsi bağımsız, özgür ve cesur akılların katıldığı tartışma ortamında alınan kararla. Çünkü “Ortak Akıl”, vesayet altındaki akıldır, yönetenlerin temsil ettiği akıldır. Çünkü temsil ettiği insanlar akıllarını onun vesayeti altına vermişlerdir. Onların aklı “emir eri” olmuştur artık. Yap-işlet-devret kazıkları, torba yasalar dümeni “Ortak Akılın” ürünüdür. Anayasanın, devrim yasalarının, yasaların, kuvvetler ayrılığının ırzına geçilmesi “Ortak Akılın” marifetidir. Yıllardır ülkeyi “Ortak Akıl” yönetmekte ve insan suretinde ruhsatsızlar bu ülkede ikamet etmektedirler. Ortak Akıl, demokrasilerde değil, teokratik düzende, faşizmde, totaliter rejimlerde geçerlidir. Onlar tarafından yaratılır ve onları yaratır! Ya da onları yaratır ve onlar tarafından yaratılır! “Ortak Akıl”, kralın, padişahın, diktatörün, tarikat şeyhinin, mafya babasının aklıdır! “Ortak Akıl”, sizin yerinize ve halk adına düşünen ve eyleyen akıldır. İşte bu akıl, bireylerin kullanma biçimlerine bakıldığında yatıştırıcı olmaktan çok bir uyum sağlama aracı rolünü üstlenir. Kurnazlığı özne ile nesne arasındaki özdeşliği kurmada değil de insanları giderek daha uzaklara erişebilen bir canavara dönüştürmededir.

Gerçek Aydınlanmacı, gerçek usçu, asla kandırmak istemez. Hatta aslında ikna etmek bile istemez. Yanılabileceğinin her zaman bilincindedir. Ama hepsinden önce, başkalarının özerkliğine, ruhsal bağımsızlığına, önemli konularda onları ikna etmeyecek kadar değer verir. Daha çok çelişkileri ve daha da iyisi mantıksal ve disiplinli eleştiriyi meydana çıkarmak ister. İkna etmek değil sanmak ve özgürce düşünce oluşturmaya davet etmek ister. Özgürce düşünce oluşturmak onun için değerlidir; sadece hepimiz özgürce düşünce oluşturarak doğruluğa daha çok yaklaşabileceğimiz için değil, aynı zamanda özgürce düşünce oluşturmanın kendisine de saygı duyduğundan dolayı. Oluşturulan düşüncenin kökten yanlış olduğunu düşünse bile ona saygı duyar ve mantığın ve belki bir de matematiğin dar alanı dışında hiçbir şeyin kanıtlanamayacağını bilir. Kanıtlar sunabilir ve görüşleri eleştirel olarak inceleyebilir. Ama matematiğin temel kısımları dışında kanıtlamalarımız asla zorunlu ve eksiksiz değildir. Her zaman nedenleri ölçüp tartmalı, hangi nedenlerin daha fazla ağırlığı olduğuna karar vermeliyiz: bir görüşün lehine ya da aleyhine işleyen nedenlerin. Bu nedenle düşünce oluşturma, son kertede özgürce karar vermenin öğelerini hep kendi içinde barındırır. Kaldı ki bir düşünceyi insana özgü olarak değerli kılan da özgürce karar vermektir.

Sonuçta sürüye katan her sözcük ve eylem kuşku ile karşılanmalı, sorgulanmalı; bilişsel, ruhsal ve bedensel bütünlüğümüze kasteden her şeye karşı direnebilmeliyiz. Sekiz yüz elli yıl önce söylendiği gibi:

“Diz çöküp toprağı öpmenin bin türlü şekli var! Düşüncelerin, doğru olan ve olmayanın ötesinde bir yer var. Orada buluşalım.”

aydınlanma özgür irade kant diderot sorgulama

Yorum Yazın