İbrahim Gündüz
İbrahim Gündüz

Demir Kılıç Nereye Saplanacak?

Yayınlanma: 11 Ekim 2023

100 mihenk taşını temsil eder. Mesela bir şeyin 100.sü daha özel bir şekilde kutlanır, yâd

edilir. Ya da yeni hükümetlerde ilk 100 gün başarının önemli kıstasıdır. Fransa’ya bakalım. Victor Hugo’nun 100.yıl doğum gününü bütün sene boyunca kutluyor. Bizler Cumhuriyet’in 100.sene-i devriyesine günler kalırken spor takımı logolarımıza, kahve markalarının kağıt bardaklarına, arabaların kapısına 100.yıl logosu yazmak ile yitiniyoruz. Oysa Onuncu yılında marş yazan bir milletin evlatları olarak 100.defa 29 Ekim’i biraz sönük karşılamıyor muyuz?

 

“Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir. Kendi iyiliğine de baş kaldır.…”

 

Yukarıdaki cümlenin sahibi isteme baş kaldırının temsilcisi İnce Mehmed’in yazarı Yaşar Kemal. Geçtiğimiz gün 100.yaş gününde sevenleri tarafından anıldı.

 

Filistin’de öldürülen masum insanlar için itiraz edenlerin tepkisi ne kadar erdemli ise

İsrail’de öldürülen masum insanlara baş kaldırmak da bizleri insan yapan yegâne ögelerden yalnızca bir tanesidir. Hamas’ın İsrail’i bombalaması ve sonrasında Netenyahu’nun savaş ilan etmesi karşısında tomlumsal barışın uzaklaşmasına karadan ayrılan gemi misali bakıyoruz.

 

İsrail’in savunma sistemi Demir Kubbe çökmüştü. Övgüyle bahsedilen Hamas, metrekareye en çok insan düşen ve konum olarak da İsrail’in ortasında kalan Gazze’de üretilen ve belki de aylarca planlanan bu operasyon öncesi istihbarat alınamaması büyük zaafiyet göstergesi. Dolaysıyla Mossad da sınıfta kaldı.

 

Kimi uzmanlar Yom Kippur’un yıldönümünde yapılacak saldırıdan İsrail yönetiminin haberdar olduğunu, karşı saldırıyı meşrulaştırmak için sessiz kaldıklarını dile getiriyor. Hatta asıl hedefin İran olduğu da teyide muhtaç öngörüler. Söylenildiği gibi İran-İsrail savaşı gerçekleşirse, bölgenin en zor ve kanlı günlerini yaşayacağız. Ben Gurion’un söylediği ve İsrail’in temel mottosu olan “Bir İsraillinin canı karşısında büyük bedel ödeyeceklerini bilmezlerse biz varolamayız.” cümlesini okudukça tüyler ürperiyor.

 

Savaş özellikle civardaki her ülkede kapanmaz yaralar bırakabilir. Örneğin İsrail-Suudi ilişkilerinin ısındığı bu günlerde Hamas’ın saldırısında Riyad yönetiminden rovanş alınıyor. İran’ın parmağı ve  Azerbaycan’ın olayın içine dahil edilmeye çalışılması da önemli soru işaretleri. Bu geriginlik üzerinden Ortadoğu’da toprakların değişim hızının artacağı, hatta İran’ın ve Filistin’in toprak mühendisliği yapılacağı gayretinde olacak ülkeler sıraya girdi bile.

 

Holokost’tan beri bir gün içinde bu kadar sayıda toplu Musevi öldürülmemişti. İsrail yönetimi hemen reaksiyon göstererek Gazze’yi dümdüz edeceğine yemin etti. Bu vesileyle Tel Aviv yönetimi kendi 11 Eylül’ünü organik veya inorganik biçimde yapacağı kuvvetli bir ihtimal.

 

 

Türkiye ne yapacak?

İlk başta ABD, Almanya ve İngiltere Hamas’ı kınadıkalarını ve İsrail'in kendini savunma hakkını her zaman destekleyeceklerini beyan etti. Bir tarafta “iki kardeş Filistin ve Türkiye”, diğer tarafta “Davos benim için bitmiştir” söylemleri uzun zamandır rafa kalktı. İsrail’e büyükelçi atandı. Seçim sonrası AB ile tekrar flört dönemine giren ülkemiz madalyonun diğer tarafında Suudi’ler ile iletişimi kuvvetlendiriyor. Bunların hepsini bir potada erittiğimizde Türkiye yine önemli bir dönemece girdiğini söylemek mümkün. Son zamanlarda dış ilişkilerde kesin ve keskin söylemlerden uzak ve daha dengeli bir tutum sergileyen ülkemiz bir kez daha taraf olma durumunda kalabilir.

 

Ekonominin savaşa etkisi

60 yıl önce aynı tarihlerde (Yom Kippur) Arap-İsrail savaşı yaşandı. Sonrasındaki 7 yıllık sürede ham petrol 10 kat pahalılanıeken, faiz 6,5'den 18'e, altın 42 dolardan 875 dolara çıktı. Bugünse Tel Aviv Borsası'nda en büyük 25 hisselerden oluşan endeks TA-125 % 6.7 değer kaybetti. Sonrasında alınan önlemler kapsamında İsrail Merkez Bankası'nın yaklaşık toplamda 45 milyar dolarlık likidite sağlama sözü verdikten sonra Tel Aviv Borsası yüzde %1 yükselişle açıldı. Pazartesi petrol %5 değer kazanarak başladı. Borsa İstanbul da yeni haftaya başlarken savaştan nasibini aldı.

 

Umarım başta ülkemiz olmak üzere en düşük zararla bu işi dış politikanın etkili ve kansız yöntemleriyle halledilmesini temenni ediyorum. Ancak gidişat ve beklenti tam tersine işaret ediyor. Türkiye, toplumlar arası barışın tesisi için önemli görevler üstlenmesi işten bile değil bugünün şartlarında. Yönetimde olanların metanetli ve kesin dilden uzak süreci yakından takip etmesi gerekiyor.  

Yorum Yazın