Fikri Sağlar
Fikri Sağlar

Türkiye’nin Irak’a yönelik politikasında güvenlik, savunma ve diplomasi ekseni (1)

Yayınlanma: 08 Ağustos 2024

Türkiye'nin dış politikasındaki parametreler ışığında Irak’a yönelik politikasının stratejik haritasını çizmeden önce ve Türkiye’nin Irak politikasındaki kayda değer hususları kapsayan dosyayı açmaya çalışacağım.

İtalyan düşünür, filozof ve siyasetçi Nicola Machiavelli (1469-1527), siyasetin amacının devletin gücünü korumak ve milli sınırları içerisinde devleti dış güçlere karşı güçleştirmek; metanetli tutmak ve devletin devamını sürdürmek için çalışmak olduğunu belirterek; devletin dış politikasındaki alt yapısını oluşturan bu siyaset, İçeride sağlam güç elde etmek ve otoritesini yurt dışına genişletilmeyi sağlayacağını vurgulular.

Alman filozof Friedrich Hegel (1770-1831) ise, devlet iradenin otoritesi ilkesine dayanan bir yapı olduğunun savını çizerek ve bu açıdan devletin dış ilişkilerinde bağımlı değil bağımsız olması gerektiğine inanmaktadır. Yani başka bir devletin otoritesine göre hareket eder değil kendi iradesini doğrultusunda hareket eder.

Filozofların ve siyasetçilerin araştırmaları, görüşleri ve teorileri kapsamında, bağımsız bir devlet inşa etmenin bileşenlerini tespit etmeliyiz. Bu bileşenlerin kaynağı düşünce ve siyasettir, yani devlet inşasında siyasal düşünce vazgeçilmezdir.

Başlangıçta bazı araştırmacılar, siyasetin insanın çevresindeki varlıklara karşı duyarlılığı ve bu varlıklarla doğrudan çıkar alışverişi yapması olduğunu söylemişlerdir. Daha sonra bu bireycilik, insanın fikirlerinin gelişmesiyle toplumsal bir bireyselliğe dönüştü ve bu da onun özgürlüğe sahip olmasını sağladı. Mucit olma yeteneği ve ilişkinin bireyselliğinden, faydanın kolektivitesine doğru dönüşüm, siyasetin her aşamasında usul ve düzeni gerçekleştirmek zorundaydı. Bu iki kavram, siyasetin temel dolaşımını sağlayan düşünceyi gerektirir. Böylece insan, düşünce ile siyasetin kaynaştığı yeni bir aşamaya girmiştir.

İtalyan düşünür ve filozof Machiavelli ye göre düşünce ile siyasetin kaynaşması üç aşamadan oluşmaktadır:

İlk aşama, siyasi çalışmanın pratik uygulaması.

İkinci aşama, siyasi çalışmanın zihinsel uygulaması.  Bu aşama yazı, telif, edebiyat ve basın eylemlerini kapsamaktadır.

Üçüncü aşama, siyasetin pratik uygulaması ile zihinsel uygulamasını birleştirilmesidir. Burada düşünce ve siyaset arasındaki dengeli denklem karşımıza çıkıyor ve bunlar da iki paralel çizgidir. Politikacıların sahip olduğu kültür farklılığı olduğu sürece, bazı ruhlarda kişisel çıkarlara ve kaprislere yeterli alan olduğu sürece, fikir ayrılığı ortadan kalkmayacaktır. Açık ya da gizli olabilen ancak davranışta ortaya çıkan politik engellilik olarak da tanımlanabilir.

Türkiye’nin dış politikasının doğasındaki ve Türkiye’nin iç işlerindeki bu bileşenleri incelediğimizde şu soruyu formüle etmeyi gerekli görüyoruz: Türkiye Cumhuriyeti'nin irade yetkisi var mıdır? Türkiye Cumhuriyeti dış ilişkilerinde bağımsız bir devlet midir? Türkiye iktidar konumunu nasıl koruyabildi? Arap dosyası, özellikle de Irak dosyasından sorumlu olan Türk yetkili ve siyasilerin siyaset ve düşünce örtüşmesine ve kaynaşmasına nasıl bakılıyor? İstihbarat kurumu ile diplomatik kurum arasındaki ilişki nasıl dış politikayı yürütüyor? Bu soruları cevaplamak için, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Türk yetkililerin açıklamalarını mercek altına aldığımızda 2023 yılını benzeri az görülen Türk savunma sanayi yılı olduğunu rahatça söyleye biliriz. Türkiye, tüm gücüyle tam bağımsızlığını ve bölgede güçlü bir ülke olduğunu tüm varlığı ile ortaya koymuştur. Türkiye dışa bağımlılığını ortadan kaldırarak, askeri üretim ve savunmada modern teknolojilerin kullanılması yoluyla ve uzun vadeli bir savunma askeri vizyonu oluşturmak için tüm gücüyle güvenlik güçlerini sistemleştirmeye, güçlendirmeye çalışmıştır. Türkiye askeri sanayi alanında Atak 2 saldırı helikopteri ve dron savaş uçağı ve jet eğitim uçağını üretti. Türkiye, hava savunma sistemleri ve savaş helikopteri motorları üretmenin de çok ötesindeydi. Zırh alanında Türk askeri sanayisi Altay tanklarını üretti. Türk Deniz kuvvetlerinin en büyük gemisi Anadolu TCG, Türk deniz kuvvetleri envanterine girdi.

Türk devletinin dış politikası, devletteki iradenin otoritesine uyum sağlamıştır. Bağımsız devlet, dış politikasıyla gerçek varlığıyla temsil edilirken, iç işlerine müdahaleye izin vermez. Dış politikada izlenen yöntem devletin iç işlerine dış müdahaleyi önleyen bir duvar örerek devletin güvenliğini ve bağımsızlığını Niccolò Machiavelli tanımlaması ile, siyasetin amacının devletin gücünü korumak ve yurt dışına otoritesini genişletmek olduğunu ispatlamıştır. Ancak kanaatimizce ülkelerin egemenliklerinden ödün vermeden uluslararası kararlarla uyumlu olması gerektiği belirtilmişti.  Bu parametreler Türk dış politikasının öncelikleri arasındadır.

Türkiye, Irak'a yönelik stratejik dosyasındaki eksen noktalarının birinci kısmında güvenlik ve savunma yer almakta, ikinci kısımda ise dış politikayı oluşturan istihbarat diplomasisi yer almıştı. Türkiye Cumhuriyeti, güvenliğini ve ulusal birliğini korumak amacıyla 2017’den beri Irak yönelik çizdiği yol haritasında terör örgütü PKK yuvalarını belirtip askeri operasyonlar başlatmıştı.

Burada şu soru ortaya çıkıyor: Türkiye bu askeri ve siyasi stratejiyi aynı anda nasıl hazırladı?

Türk dış politikası iki boyuta odaklandı:

Türkiye’nin dış politikasının odaklandığı iki boyut istihbarat ve diplomatik çalışmalardır.

2010 dan beri Milli İstihbarat Teşkilatının başını çeken Hakan Fidan 2017 yıllında Türkiye’nin dış politika dosyasına liderlik etmesinden bu yana istihbarat ve diplomatik çalışmaları yan yana yürütmeye başladı.

Fidan, sahadaki istihbarat çalışmalarla Türkiye’nin dış politikasının yapımını gerçekleştirdi.

Başka bir deyimle Fidan diplomasiyi istihbaratlaştırma haritasını çizdi.

Yani Hakan Fidan saha bilgilerinden yola çıkarak bir dış politika çizdi. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığında danışman olarak siyasi çalışmalar yapmış olması, NATO'da ülke dışında çalışmış olması, yukarıda bahsedilen düşünce ve siyasetin kesişme noktasında ilk aşamayı oluşturan siyasi çalışmanın pratik uygulamasıdır. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ve her şeyden önce Türk ordusunda subay olarak yaptığı çalışmalarla Fidan, yüksek lisans ve doktorasını almak için yazdığı kitap ve tezlerle siyasi çalışmanın zihinsel pratiğini gerçekleştirmişti. Fidan'ın politik ve zihinsel çalışmayı birleştirerek dünya siyaseti ortamında Türkiye’nin dış politikasına müstesna bir pozisyon kazandırmıştır.

Hakan Fidan'ın sahip olduğu istihbarat geçmişiyle birlikte Irak'taki çeşitli gruplardan ve bürokratik çevrelerden oluşan siyasetçilerle çeşitli ve farklı ilişkiler bina ederek, edindiği deneyimin ışığında Irak meselesi hakkındaki engin bilgisinin bir sonucu olarak, Irak'a odaklanan politikalara doğru gözle görülür bir değişim kapsamında, güvenlik boyutuna yoğunlaşarak pkk  örgütünün oluşturduğu tehdidin etkisiz duruma getirmişti. 3 Haziran 2023'te Dışişleri Bakanlığı başkanlığına atanmasıyla birlikte Irak dosyasına ilişkin Türkiye dış politikası farklı yönlerde gelişme kabiliyetine kavuştu. Irak arenasında birçok aktif iletişim kanalıyla ikili ilişkilerin temellerini atmış, o dönemde Irak istihbarat teşkilatı başkanı Mustafa el Kazımi ile iyi ilişkiler kurmuş görünüyor. Irak'ın gerçek siyasi aktörü olan Haşd Elşabi Güçleri'nin başkanı Falih Fayyad ile Bağdat ve Ankara'da birçok kez görüştüğü de görüldü. Son yıllarda Irak siyasetinde yüzeye çıkan iş adamı Hamis Hancer Türkiye'nin güvenini kazanarak ve Türkiye’nin ortaklarından biri haline gelmişti. Azm İttifakı başkanı olan Hamis Hançer Türkiye sayesinde Irak'taki Tek adam Hareketi'nin lideri Muhammed el Halbusi ile Egemenlik İttifakı kurdu.

(DEVAM EDECEK)

 

 

Yorum Yazın