Hüseyin Okumuş
Hüseyin Okumuş

Sefalet Sınavı ve Siyasetin Vicdanı

Yayınlanma: 22 Ocak 2026

Muhalefetin Sesi, Emeklinin Kürsüsü

Türkiye bugün 16 milyonu aşan devasa bir kitlenin, hayatını bu vatana adamış emeklilerimizin sessiz çığlığıyla sarsılıyor. Bir yanda insanca yaşamak için meydanlarda sesini duyurmaya çalışanlar, diğer yanda bu sese kulaklarını tıkayan bir yönetim anlayışı...

Muhalefetin Sesi, Emeklinin Kürsüsü Son dönemde TBMM çatısı altında ve meydanlarda emeklinin hakkını savunan, bu yakıcı sorunu gündemden düşürmeyen bir muhalefet gerçeği var. Özellikle CHP, emekli mitingleri ve meclis önergeleriyle, sefalet ücretine mahkûm edilen milyonların yanında durarak bu toplumsal yaraya parmak basıyor. Muhalefet, sadece eleştirmekle kalmıyor; emeklinin hakkının "sadaka" değil, bir "alın teri borcu" olduğunu dünyaya haykırıyor.

AKP-MHP Bloğunun Tercihi: Görmemek, Duymamak... Ancak madalyonun diğer yüzü oldukça karanlık. Cumhur İttifakı (AKP ve MHP), emeklilerin içine düştüğü derin yoksulluğu adeta bir "istatistiksel detay" olarak görüyor. Meclis kürsülerinden verilen destek vaatleri, gece yarısı yapılan düzenlemelerle birer birer buharlaşıyor. AKP ve MHP’nin ekonomi politikaları, kaynakları dar gelirli emekli yerine farklı odaklara yönlendirirken; 16 milyon vatandaşımız açlık sınırının çok altında bir yaşam mücadelesine terk ediliyor.

2008 Düzenlemesi ve Sistemsel Mağduriyet Emekliyi bugün pazar artıklarına muhtaç eden süreç, 2008 yılında AKP iktidarı tarafından çıkarılan 5510 sayılı kanunla başladı. Aylık bağlama oranlarının düşürülmesiyle emeklinin cebinden her yıl daha fazla para eksildi. Bugün gelinen noktada, TÜRK-İŞ’in açıkladığı 30 bin TL sınırına yaklaşan açlık sınırı karşısında, 25 bin TL bile alamayan emekliler için bu tablo artık bir yaşam savaşına dönüşmüştür.

Sosyal Devletten Uzaklaşan Tercihler Bir devletin saygınlığı, binalarının yüksekliğiyle değil, emeklisinin refahıyla ölçülür. İktidar bloğunun tercihi, ülke kaynaklarını emekçiden alıp sermayeye aktarmak yönünde oldukça; ne TÜİK’in verileri ne de kürsü hamasetleri gerçeği değiştirmeye yetmeyecektir. Emekliden sakınan kaynakların nerelere harcandığı, toplumun vicdanında derin bir sorgulama konusudur.

Sonuç: Vefa mı, Sefalet mi? Emekliler, bu ülkenin geçmişidir. Geçmişine sırtını dönen, alın terini yok sayan bir siyasi anlayışın geleceği inşa etmesi mümkün değildir. Muhalefetin bu onurlu direnişi sahiplenmesi kıymetlidir; ancak asıl çözüm, iktidarın "yandaş odaklı" ekonomi modelinden vazgeçip sosyal devlet ilkelerine geri dönmesidir.

Unutulmamalıdır ki; emekli ne lütuf ne de yardım bekliyor. Emekli, yıllarca ödediği primlerin, döktüğü alın terinin ve onurlu bir yaşamın karşılığını istiyor.

emekli sosyal devlet 5510 muhalefet yoksulluk

Yorumlar

  • Ümit Tunca

    Bugün iktidar diye adlandırdığımız şey sermayenin kendisidir. İktidarı ve tüm devlet organlarını bu örgütlü rant birlikteliğine kaptıran toplumun, gelirini iyileştirme çabalarının maalesef bu zorbalardan, merhamet dilenmekten öte bir anlamı yoktur.
  • Ümit Tunca

    Bugün iktidar diye adlandırdığımız şey sermayenin kendisidir. İktidarı ve tüm devlet organlarını bu örgütlü rant birlikteliğine kaptıran toplumun, gelirini iyileştirme çabalarının maalesef bu zorbalardan, merhamet dilenmekten öte bir anlamı yoktur.

Yorum Yazın