Yankı Bağcıoğlu
Yankı Bağcıoğlu

Anadolu Türk Deniz Görev Kuvveti

Yayınlanma: 17 Ocak 2026

Planlama, denge ve kritik kabiliyetler

“Anadolu Türk Deniz Görev Kuvveti” faaliyetinin, 20 Ocak–16 Nisan tarihleri arasında Akdeniz, Atlantik Okyanusu, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’nde, Türkiye’nin NATO yükümlülükleri kapsamında icra edileceği Millî Savunma Bakanlığı tarafından açıklanmıştır.

Türk Deniz Kuvvetleri, 2010 yılından itibaren teşkil edilen Türk Deniz Görev Grupları vasıtasıyla Pasifik Okyanusu, Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Akdeniz’de benzer nitelikte faaliyetler icra etmiştir.

Anadolu Türk Deniz Görev Kuvveti’nin ayırt edici özelliği, faaliyete katılan gemilerin bir bölümünün, 1990’lı yıllarda başlatılan Millî Gemi (MİLGEM) Konsepti kapsamında inşa edilen farklı sınıf ve tipte platformlardan oluşmasıdır.

Bu vesileyle, Millî Gemi Projesi’ni 1993 yılında başlatan ve akamete uğrayan süreci yeniden rayına oturtan merhum Kuvvet Komutanları Vural Bayazıt ve Özden Örnek’i; ayrıca bu süreçte görev alan, başarılarının bedelini kumpaslara hedef olarak ve hatta bazıları hayatlarıyla ödeyen Deniz Kuvvetleri personelini minnetle anıyorum.

Söz konusu görev, TCG Anadolu başta olmak üzere muharip ve destek unsurlarıyla, yüksek değerli bir amfibi-deniz kuvvetinin üç ay süreyle ve çok bölgeli bir intikalini içermektedir.

Görev planlamasında, Türkiye’nin kendi bölgesinde ve yakın çevresinde her an ortaya çıkabilecek kriz ve tehditlere karşı hazır olma zorunluluğunun göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

Doğu Akdeniz, Ege, Karadeniz ve Ortadoğu’da artan ve ilerleyen dönemde daha da sorunlu hâle gelebilecek askerî hareketlilik ve krizler, deniz gücü ve amfibi kuvvetlerin görevlendirilmesinde ittifak yükümlülükleri ile millî güvenliğimiz arasında dikkatli bir denge kurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu süreçte, millî güvenliği önceleyen yeterli kuvvet varlığının ve yüksek hazırlık seviyesinin idamesi kritik önem taşımaktadır.

Bu çerçevede, tehdit değerlendirmesinin hassasiyetle yapılması; gerektiğinde görevlendirilecek kuvvetin çapı ve vüsatına ilişkin olarak millî güvenliği önceleyen düzenlemelerin yürürlüğe konulması önem arz etmektedir.

Ayrıca, harekât kapsamında belirlenen NATO angajman kurallarının Millî Savunma Bakanlığı tarafından titizlikle değerlendirilmesi; bölgesel hassasiyetler dikkate alınarak gerekli görülen çekincelerin (caveat) ilgili NATO komutanlıklarına resmî olarak bildirilmesi gerekmektedir.

Bu görev kuvvetinin oluşturulma süreci, savunma planlaması ve proje yönetiminde geçmişte yapılan bazı hatalı tercihlerin sahaya yansıyan olumsuz sonuçlarını da açık biçimde ortaya koymaktadır. Platform ve personel gücüne rağmen, bazı kritik kabiliyet alanlarında yaşanan eksiklikler, görev kuvvetinin ulaşması gereken etkinlik seviyesini sınırlamaktadır.

TF-2000 Muhribi (Hava Savunması):

Günümüzde Türkiye’nin çevre denizlerinde karşı karşıya olduğu tehditlerin önemli bir bölümü hava ve füze kaynaklıdır.

Bu çerçevede, deniz görev gruplarını ve özellikle TCG Anadolu gibi yüksek değerli platformları hava tehditlerine karşı koruyacak TF-2000 Hava Savunma Muhribi, acil ve kritik bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır.

Bu geminin hizmete girişindeki gecikme, Deniz Kuvvetlerinin hava tehdidine karşı kırılganlığını artırmakta ve icra edilen görevlerde bu eksiklik sahada doğrudan hissedilmektedir.

F-35 (TCG Anadolu’nun Hava Gücü Eksikliği):

Türkiye, S-400 programına dâhil olması nedeniyle maruz kaldığı yaptırımlar sonucunda F-35 programından çıkarılmıştır.

Programın devam etmesi hâlinde, kısa kalkış ve dikey iniş kabiliyetine sahip en az 10–12 adet F-35B varyantı uçağın tedariki mümkün olabilecekti.

Bu durumda TCG Anadolu, bugün hafif uçak gemisi harekât kabiliyetine sahip bir platform olarak görev yapıyor olacaktı. Söz konusu imkânın kaybedilmesi, geminin hava gücü kabiliyetini ciddi biçimde sınırlamakta ve harekât etkinliğini doğrudan azaltmaktadır.

Nakliye Helikopteri (Havadan Güç Aktarımı):

TCG Anadolu’nun temel görevlerinden biri, havadan ve denizden güç aktarımı yapabilme kabiliyetidir. Ancak deniz piyade birlikleri ile teçhizatın gemiden hedef bölgeye etkin biçimde intikalini sağlayacak, yeterli nitelik ve sayıda nakliye helikopteri envanterde bulunmamaktadır.

Bu durum, TCG Anadolu’nun harekat etkinliğini azaltmakta ve sahip olduğu imkân ile kabiliyetlerin tam anlamıyla kullanılmasını engellemektedir.

Sonuç olarak,

- Bölgemizde giderek artan ve daha da sorunlu hâle gelme potansiyeli taşıyan güvenlik ortamı, alan dışı görevlendirmelerde ittifak yükümlülükleri ile millî güvenlik ihtiyaçları arasında, millî güvenliği önceleyen dengeli bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.

- Deniz Görev Kuvvetinin faaliyet göstereceği bölgelerin politik ve askerî açıdan hassas olması nedeniyle, harekât kapsamında belirlenen NATO angajman kurallarının Millî Savunma Bakanlığı tarafından titizlikle değerlendirilmesi gerekmektedir.

- Anadolu Türk Deniz Görev Kuvveti faaliyeti, Türkiye’nin NATO sorumluluklarını yerine getirirken aynı zamanda geleceğe dönük savunma planlamasında hangi alanlara öncelik verilmesi gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

- Ortaya çıkan bu tablo, görevin kendisinden ziyade, geçmişte yapılan hatalı planlama ile proje önceliklendirme tercihlerinin sahaya yansıyan doğal bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.

deniz kuvvetleri nato tcg anadolu milgem savunma planlaması

Yorum Yazın