Hüseyin Okumuş
Hüseyin Okumuş

Özelleştirme Yıktı, Kamuculuk Kuracak

Yayınlanma: 31 Ocak 2026

Bir Gelecek Manifestosu

Yıllardır aynı steril nakaratı, aynı parıltılı ambalajlar içinde dinliyoruz: "Kendi hikâyeni yaz", "Girişimci ol", "Fırsatları değerlendir". Modern çağın bu "kişisel gelişim" masalları, aslında devasa bir illüzyonun toz pembe perdesidir. Bize "önce kendine yatırım yap" diye fısıldayanlar, aslında cebimizdeki son kuruşun hangi tekellerin kasasına aktığını gizlemek isteyenlerdir. Bu söylem; yapısal bir sömürüyü, bireysel bir "beceriksizlik" gibi pazarlayan kolektif bir yanılsamadır. Artık dürüst olalım: İçinde bulunduğumuz bu ağır ekonomik ve toplumsal enkaz, basit bir "yönetim hatası" ya da geçici bir "kriz" değildir. Bu, halkın müşterek varlıklarının sistematik bir şekilde piyasalaştırılması üzerine kurulu bir mülksüzleştirme modelinin doğal sonucudur.

Eşitsizlik Bir Arıza Değil, Sistemin Özüdür Ekonomik sistem, doğası gereği müştereklerimizi elimizden aldı. Fabrikalarımızı, limanlarımızı, enerjimizi ve hatta yaşamsal hakkımız olan suyumuzu "özelleştirme" adı altında piyasa dinamiklerine terk ettiler. Bugün yaşadığımız derin yoksulluk ve ödenemez hale gelen faturalar, sistemin bir "teklemesi" değil; aksine modelin tam da kurgulandığı gibi, yani zenginliği belirli ellerde merkezileştirerek çalıştığının kanıtıdır.

Sistemin mülkiyet ilişkilerini ve kamusal önceliklerini sorgulamayan, kökten bir itiraz geliştirmeyen her siyasi söylem eksiktir. Sadece vitrindeki yüzleri değiştirip, düzenin paslanmış çarklarını yağlamaya talip olan her çaba, halkı oyalamaktan ve umudu tüketmekten başka bir işe yaramaz.

Gerçek Siyaset: Şikâyet Etmek Değil, Çözümü İnşa Etmektir Gerçek siyaset, sadece karanlığı tarif etmekle yetinmez; o karanlığı yırtıp atacak iradeyi örgütler. Sorunu teşhis ettik: Özelleştirme yıktı! Şimdi tedaviye geçme vaktidir: Kamuculuk kuracak! Kamuculuk, sadece bir iktisat tercihi değildir; toplumsal bir sözleşmedir. Kamuculuk; • Haktır: Eğitimin ve sağlığın birer ticari meta değil, devredilemez birer yurttaşlık hakkı olmasıdır. • Faydadır: Enerjinin ve ulaşımın kâr hırsına değil, toplumsal ihtiyaca göre planlanmasıdır. • Adalettir: Zenginliğin bir avuç azınlığın elinde dağ gibi birikmesi yerine, emeğin hakkının verilmesidir.

BİR YIKIMIN BİLANÇOSU: NE KAYBETTİK? Teorik itirazımızın arkasında somut bir gerçeklik duruyor. Türkiye’de 1986’dan bugüne yapılan yaklaşık 71 milyar dolarlık özelleştirmenin %90’ı son yirmi yılda gerçekleşti. • Stratejik Kaleler: Haberleşme altyapımız ve elektrik dağıtım şebekelerimiz kâr odaklı şirketlerin insafına bırakıldı. Bugün hanelere ulaşan fahiş faturaların kökeni bu devirlerdir. • Üretim Kaybı: Şeker fabrikalarından kâğıt sanayiine (SEKA), petrokimya tesislerinden (PETKİM) limanlara kadar Cumhuriyet’in tüm birikimi tasfiye edildi. • Sosyal Sonuç: Güvencesiz çalışma, sendikasızlaştırma ve halkın sırtına binen ağır yaşam maliyeti.

ÇÖZÜMÜN YOL HARİTASI: İLK 100 GÜN Kamucu bir geleceği kurmak bir temenni değil, bir irade beyanıdır. Bu enkazı kaldırmak için atılacak ilk ve en acil adımlar bellidir: 1. Stratejik Sektörlerin Geri Alınması: Enerji dağıtım şirketleri, haberleşme altyapısı ve stratejik limanlar derhal kamu mülkiyetine geçirilecek; kâr hırsı değil, kamu hizmeti esas alınmalıdır. 2. Temel İhtiyaçlarda "Maliyetine Hizmet": Su, elektrik, doğal gaz ve ulaşım üzerindeki kâr marjları kaldırılacak; bu hizmetler halka erişilebilir maliyetlerle sunulmalıdır. 3. Üretim Kalelerinin İhyası: Kapatılan veya atıl bırakılan şeker, kâğıt ve gübre fabrikaları gibi kritik tesisler yeniden kamusal üretim seferberliğiyle ayağa kaldırılmalıdır. 4. Eğitim ve Sağlıkta Tam Ücretsiz Hizmet: Özel sektöre aktarılan teşvikler kesilecek; tüm kaynaklar nitelikli, bilimsel ve tamamen ücretsiz bir kamu sağlığı ve eğitim sistemine aktarılmalıdır. 5. Güvenceli İstihdam: Taşeron sistemi tüm kamu hizmetlerinden kazınacak; "eşit işe eşit ücret" ilkesiyle insanca yaşanacak bir ücret düzeni güvence altına alınmalıdır.

Vakit, Masallardan Uyanma Vaktidir Mevcut düzeni teşhir etmek yetmez; onu yerinden edecek radikal bir dönüşüm programını toplumun önüne koymak zorunda. Bireysel başarı hikâyeleriyle uyutulan kitlelere, toplumsal kurtuluşun kolektif gücünü hatırlatmalı. Bu enkazın üzerine, kamunun ortak çıkarlarını merkeze alan yeni bir dünyayı biz inşa edilmeli. Çünkü biliyoruz ki; özel olan parçalar ve yıkar, kamusal olan onarır ve birleştirir.

özelleştirme kamuculuk sosyal devlet kamu mülkiyeti eşitsizlik gelir dağılımı enerji haberleşme limanlar üretim istihdam eğitim sağlık

Yorum Yazın