Türkiye’de siyasetin sıkıştığı her an, iktidar cenahından hep aynı "eski ama güvenli" limana sığınıldığını görüyoruz: Mağduriyet edebiyatı. Turgutlu Belediye Meclisi’nde yaşanan o son tartıșma, aslında bir yerel politika figürünün kişisel görüşü değil; bir yönetim anlayışının bayatlamış stratejisidir.
Algı Yönetimi: Cambaza Bak Oyunu
Meclis üyesinin "Hakkımı Atatürk değil, Erdoğan verdi" çıkışı, sadece tarihsel bir çarpıtma değildir. Bu, halkın cebindeki yangını, pazar tezgahındaki fahiş fiyatları ve emeklinin ay sonunu getiremediği gerçeğini perdelemek için kurgulanmış bir "Cambaza Bak" oyunudur. Biz bugün kadınların 90 yıl önce kazandığı hakkın kimin lütfu olduğunu tartışırken; aslında şunları konuşmamış oluyoruz:
-
Emeklinin Ezilmişliği: Enflasyon canavarının dişleri arasında hayatta kalmaya çalışan milyonların çığlığı bu suni tartışmalarla susturuluyor.
-
Belediyelere Siyasi Ambargo: İktidarın, halkın tercihiyle seçilmiş muhalif belediyeleri çalışamaz hale getirmek için uyguladığı baskılar, bu ideolojik kavgaların gürültüsünde kaybolup gidiyor.
-
Yoksulluğun Normalleşmesi: Ülke derin bir ekonomik kriz içindeyken, siyasetin konusu "başörtüsü" üzerinden 2013 yılına çekilerek toplumun dikkati bugünden koparılıp geçmişe hapsediliyor.
Mağduriyet mi, Siyasi Oyun mu?
28 Şubat gibi toplumsal hafızada iz bırakmış dönemleri her fırsatta ısıtıp gündeme getirmek, artık bir inanç savunusu değil, bir siyasi propaganda aparatıdır. İktidar, "eğer biz gidersek yine mağdur olursunuz" korkusunu canlı tutarak, kendi yarattığı ekonomik enkazın sorumluluğundan kaçmaya çalışıyor.
Ancak Turgutlu Belediye Başkanı’nın da dediği gibi; "Buralardan artık ekmek çıkmıyor." Halkın gerçek derdi, kimin hangi hakkı ne zaman fiilen kullanabildiği değil; bugün o haklarını kullanarak girdiği sandığın, yarın tenceresine aş koyup koymayacağıdır.
Sonuç: Kimlik Siyaseti Karın Doyurmuyor
Gerçek gündem; liyakatsizliktir, uyuşturucu batağına sürüklenen gençlerdir ve iktidarın kendinden olmayana hayat hakkı tanımayan baskıcı tutumudur. Başörtüsü veya diğer inanç değerleri, başarısız ekonomi politikalarını saklamak için kullanılan bir örtü olmamalıdır.
Halk artık "Dün bize ne yapıldı?" sorusundan çok, "Bugün neden açız?" sorusunun cevabını arıyor. Ve bu sorunun cevabı, 2013’teki yasal düzenlemelerde değil, bugünün yanlış yönetim kararlarında saklı.
Yorum Yazın