Tevfik Kızgınkaya
Tevfik Kızgınkaya

Kapitalizmin Yeni Yüzü Neo-faşizm

Yayınlanma: 13 Nisan 2026
Neoliberalizmin çöküşü sonrası ortaya çıkan yeni küresel düzen ABD’nin izlediği politikalar
70’lerin sonuna doğru kapitalizm tıkanınca,
Emperyalizmin halefi ile selefi ABD ve İngiltere, Reagan ile Thatcher liderliğinde bir araya geldiler,
Suçlu olarak ulus devleti, ulus toplumu ve emeği gösterdiler,
Küreselleşen dünyaya artık yeni bir düzen gerekli dediler.
Albenili söylemlerle de kapitalizmin yeni yüzünü dünyaya sundular,
Neoliberalizm.
Yeni Dünya Düzeninde (YDD) tek kutbun ABD,
Dünya ekonomisinde tek düzenin de serbest piyasa düzeni
olduğunu söylediler.
*
80’lerden bu yana neoliberalizmin serbest piyasa düzenine uydu bütün dünya,
Yarım asır sonra da bu yeni düzenin gerçekleri çıktı ortaya.
Dünyanın yüzde 1’lik en zengin kesimi küresel servetin yaklaşık yarısına sahip oldu,
Yüzde 55’ini oluşturan en yoksul kesimin aldığı pay ise yüzde 1,3’te kaldı.
Demokrasi, insan hakları gibi albenili söylemler bırakıldı yana,
ABD’nin dünyaya egemen olması uğruna,
Vahşice uyguladı kapitalizminin bu sömürü düzeni,
*
Hep kazanmak isteyen kapitalizm doymaz ki, durmadı,
ABD’nin olmalıydı dünyanın tüm enerji kaynakları.
İflas eden neoliberalizmin yerine yeni bir düzene geçti ABD kapitalizmi,
Neo-faşizm.
Büyük Ortadoğu Projesi’nin uygulama alanı Ortadoğu’da,
Önce Irak’ı işgal etti, sahip oldu petrolüne, gazına,
Ardından İsrail’le beraber soykırım yaparak el koydular Lübnan’a,
Kendilerine bağlı bir teröristi getirdiler Suriye’nin başına,
Son olarak da saldırdı İran’a.
Bu arada petrolüne el koyabilmek için darbe yaptı Venezüella’da.
*
Ülkemizin iktidarı kiminle dost olduğunu iyi görmeli,
Bu kanlı düzenin yaratandan fayda beklememeli.
Bir kez daha söyleyelim,
Komşularımızı kana boğan ABD’nin bu emperyalist oyununa gelmemeli,
Ülkemiz topraklarına NATO gücü ve deniz üssü ile yerleşmesine izin vermemeli.
*
Neoliberalizmle beraber tek kutup dönemi de iflas etmiştir ve dünya yeni bir döneme girmiştir.
Tıkanan kapitalizmin başvurduğu neo-faşizme karşı,
Dünyamızın ve insanlığın geleceği açısından,
Geçen yüzyılda yaşanan Dünya Savaşları sonrasında olduğu gibi,
Barışı, emeği ve insan haklarını savunan demokratik sol, sosyalist ideoloji
siyasette var olmalıdır.
Emperyalizmin “böl, parçala, yönet” politikasının panzehri olan,
Ulus toplum ve ulus devlet yapısının ne denli önemli ve değerli olduğu gerçeği görülmelidir.
Özellikle de Ulusal Bağımsızlık Savaşı ve Lozan Barış Antlaşmasıyla, Emperyalizmi hem askeri hem de  siyasi alanda ilk defa yenilgiye uğratan Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü  siyaset kurumunun bu gerçeği görmesi,
Siyaset
Ülkemizde ve bulunduğumuz coğrafyada barışın var olması açısından cok daha değerli ve önemlidir.
 

Yorum Yazın