Milano'daki Vita-Salute San Raffaele Üniversitesi Psikoloji Fakültesi'nde nöroloji profesörü Luigi Ferini Strambi'nin ifadesine göre, uyku apnesi sendromu, üst solunum yollarının tekrarlayan tıkanmalarıyla kendini gösteriyor. Bu durum, kandaki oksijenin azalması ve uyku bölünmesi yarattığı için özellikle kardiyovasküler sistemle ilişkilendirilen riskleri artırabiliyor.
Organ hasarına yol açabiliyor
Plos Biology dergisinde yayınlanan bir çalışma, uyku apnesinin gen aktivitesini etkilediğini ortaya koydu. Özellikle obstrüktif apneli hayvan modelleri üzerinde yürütülen bu araştırma, akciğerde en büyük gen aktivitesi değişikliklerini gösterdi. Bilim adamları, tedavi edilmeyen kronik uyku apnesi olan hastalarda organ hasarının nedenini açıklamaya yönelik yeni verilerin önemli olduğunu belirtiyor.
Beyin hacminde azalmaya sebep olabiliyor
Fransız araştırmacılar tarafından Neurology dergisinde yayınlanan bir çalışma, uyku apnesinin beyin hacminde azalmayla ilişkilendirilebileceğini gösterdi. Alzheimer hastalığının erken belirtilerine sahip bireylerde yapılan bu araştırmada, şiddetli uyku apnesi olan kişilerin beyinlerindeki bazı bölgelerin daha küçük hacimlere sahip olduğu tespit edildi. Ancak bu etkilerin Sürekli Pozitif Havayolu Basıncı” anlamına gelen CPAP (Continuous Positive Airway Pressure) gibi tedavilerle tersine çevrilebileceği de vurgulanıyor.
Uyku apnesinin erken teşhisi ve tedavisi önemli
Uyku apnesinin belirtileri arasında horlama, sık sık idrara kalkma, gece terlemeleri ve baş ağrıları bulunuyor. Prof. Ferini Strambi, uyku apnesinin sadece kalp sağlığını etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda libido azalmasına, cinsel iktidarsızlığa, depresif belirtilere ve bilişsel eksikliklere neden olabileceğini belirtiyor.
Uyku apnesinin tedavisi için yaygın olarak kullanılan CPAP, etkili bir yöntem olarak öne çıkarken, kilo verme ve pozisyon terapisi gibi alternatif stratejilere de başvurulabiliyor.

Yorum Yazın