İstanbul Kültür Üniversitesi Fizik Bölümü Öğreti Üyesi Dr. Ayşegül Yelkenci, dün akşam saatlerinde düştüğü iddia edilen göktaşının parçalarının 2015 yılında Bingöl Sarıçiçek köyüne düşen göktaşı ile aynı değerde olmayabileceğini açıklayarak, “Dün akşam düşen çok önemli bir astroidin parçası değilse öyle o kadar fiyatlara kimse satamaz. Hatta bütçe yoksa kimse bulan kişiden bunları almaz. Bunlara bel bağlamamak lazım” dedi.
Dün akşam saatlerinde Bingöl dahil Trabzon, Artvin, Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Erzurum, Sivas, Tunceli, Erzincan ve Ardahan başta olmak üzere bir çok şehirden göktaşının düştüğü görülmesiyle, 2015 yılında Bingöl Sarıçiçek köyüne düşen göktaşı akıllara geldi. Başta köy halkı olmak üzere çevre illerden de gelenler göktaşı parçalarını toplayıp satarak ciddi bir gelir elde etmişti. Alanında uzman isimler dün akşam düşen göktaşı ile 2015 yılında düşen göktaşının parçalarının aynı değerde alıcı bulamayacağını söyledi.
“Meteorların bazıları ateş topu olarak adlandırılıyor”
İstanbul Kültür Üniversitesi Fizik Bölümü Öğreti Üyesi Dr. Ayşegül Yelkenci, “Hergün dünyanın atmosferine binlerce meteor giriyor. Dün akşam yaşanan olayın bir meteor olduğunu düşünüyoruz. Bu binlerce meteordan bazıları gündüz oluyor parlamasını fark etmiyoruz, bir kısmı da gece oluyor. Bu Trabzon, Artvin, Muş civarından gözlemlenen büyük ihtimalle de Artvin ve Gürcistan’a düşmüş ihtimali olan dün akşam gözlenen meteor çok büyüktü. Meteorlar sürtünmeden ötürü böyle bir iz bırakıyorlar. Bazıları çok büyük olup hızlı gelebiliyorlar. Saniyede 100 kilometre olabiliyor. Meteorların bazıları ateş topu olarak adlandırılıyor. Dün akşam düşen ateş toplarından birisi olabilir. Bu patlamadan sonra yere düşen bir parça kalabilir kalmaya da bilir. Yere düşene kadar kül de olabilirler” dedi.
“Hatta bütçe yoksa kimse bulandan bunları almaz”
Meteorların genellikle ne zaman düşeceğinin tahmin edildiğini belirten Yelkeci, “Yıl içerisinde şu zamanlarda olacak deriz. Şu aralar bir meteor yağmuru yok. Bundan sonraki Temmuz’da olacak. En parlaklarından birisi Ağustos’ta olacak. Bunlar her sene oluyor. Biz ne zaman göktaşı yağmuru olacak biliyoruz. Bu düşen taşları yeryüzünde bulabilirsek daha kesin bilgiler elde edebiliyoruz. Biz bu cisimlerin her birini izliyoruz. Bu düşen parçanın yörüngesini hesaplayabiliyoruz. Düşmemiş varsa bunları da takip edebiliyoruz. Henüz daha bir rapor gelmedi. Endişe verecek bir şey yok. Uzaylılar ile alakası yok. Bu düşen parçaları bulursak çok şanslıyız. Daha önce Bingöl’e düşen göktaşının parçalarına büyük ödenekler sağlandı. Köylülerden para karşılığında alındı. Her zaman bu bütçe olmayabilir. Dün akşam düşen çok önemli bir astroidin parçası değilse öyle o kadar fiyatlara kimse satamaz. Hatta bütçe yoksa kimse bula kişiden bunları almaz. Bunlara bel bağlamamak lazım” açıklamasını yaptı.
“Bu göktaşı yere düştü mü bunu bilmek gerçekten çok güç”
İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Başkan Yardımcısı Öğretim Üyesi Dr. Sinan Aliş ise yaptığı açıklamada, “Göktaşı ve meteor ikisi de aynı şeydir. Biz göktaşı kullanılmasını tercih ediyoruz. Dün akşam yaşanan olay son derece sıradan bir olaydır. Her an dünya atmosferine milyonlarca göktaşı giriyor. Bunların bazıları mercimek büyüklüğünde oluyor. Bu gördüğümüz boyutta fazla olmuyor. Çıkan ateş topundan birkaç metre büyüklüğünde olduğunu söyleyebiliriz. Ya da 5-10 metre arasında da olabilir. Yakın zamanda 2013’te Rusya’da bir kasabaya böyle bir şey düşmüştü. Onun da güzel görüntüleri vardı. Dünde bizde çok yerde görüntüledik. Bu göktaşı yere düştü mü bunu bilmek gerçekten çok güç. Araştırma yapmak gerekir. Çok yüksekten geçiyor. 50 kilometre yükseklik diyebiliriz. Yere çarpmadan parçalara ayrılmış olabilir. Göktaşları direk düştükleri yerde arabalara, evlere, camlara büyük zarar verebilir. Canlı varsa mutlaka ölümler olabilir. Umarız ki araziye düşmüştür. Bu dönemde biz atmosfere giren çok sayıda göktaşı görüyoruz. Bunların tarihleri bellidir. Ne zaman daha çok görülüler bellidir. Yıl boyunca gözlemlenen 12-13 tane göktaşı yağmurları var. Bunlardan birisi Ağustos ayında olur. Onlar çok küçük taşlardan oluşur. Yaz aylarında daha çok göreceğiz ifadesi doğru bir ifade değildir. Dün akşam gördüğümüz olaydan çok sık görmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Tolgahan Kılıçoğlu: “Meteorların bilimsel değerlerinin yanı sıra maddi değerleri de çok yüksek”
Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tolgahan Kılıçoğlu, “Her yıl zaten Dünya’ya 15 bin ton meteor düşüyor. Tane olarak kabaca 200 bin irili ufaklı meteorlar Dünya’ya düşüyor. Gördüğümüz olay aşırı sıra dışı bir olay değil” dedi.
Türkiye’de dün akşam saatlerinde meydana gelen ve Ağrı, Erzincan, Erzurum, Van, Trabzon, Artvin dahil bazı illerde cep telefonu kamerasıyla çekilen görüntülerin sosyal medyada paylaşılması üzerine çeşitli iddialar ortaya atıldı. Konuya ilişkin resmi bir açıklama henüz yapılmazken, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tolgahan Kılıçoğlu video konferans yöntemiyle görüştüğü İHA muhabirine çıkan görüntünün net olarak meteorun atmosferde yanma olayı olduğunu söyledi. Bir cep telefonu kamerasıyla görüntülenen meteorun yanma olayının ardından sosyal medyada yanıltıcı birçok videonun da paylaşıldığına değinen Kılıçoğlu, “Halk arasında bu tür parlamalar yıldız kayması olarak bilinir. Yıldızlar kaymazlar. Aslında yıldız kayması şeklinde gördüğümüz olgular irili, ufaklı kaya parçalarının atmosfere girip yanmasıdır. Bunlar küçük ölçekliyse biz yanlış isimlendirerek yıldız kayması diyoruz. Burada gördüğümüz büyük bir cisim biraz daha aşağıya doğru inebilmiş. Birçok ilden gözlemlenen ışık oluşturmuş. Olayın saat 8 buçukta olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Meteorlar çok yukarılarda yanmaya başlarlar”
Dün akşam gözlemlenen meteorun farklı illerden görülmesinin sebebini de açıklayan Kılıçoğlu, “Meteorlar çok yukarılarda yanmaya başlarlar. Bu nedenle farklı illerden gözükebilir. Aslında herkesin aynı meteoru gözlemiş olduğunu düşünüyorum. Böyle büyük bir meteorun arka arkaya birçok ilde düşmüş olma şansı oldukça düşük. İllere dağılarak farklı bir meteor oluşturması mümkün gibi görünmüyor” diye konuştu.
“Bu cisim ‘209P/LINEAR’ kuyruklu yıldızdan gelmiş olabilir”
Yaşanan meteor olayının doğal hayata etkilerinin ilerleyen günlerde yapılan incelemeler sonucu ortaya çıkacağına değinen Kılıçoğlu, “Bu meteor için büyük bir aday var. 29 Mayıs 2014 tarihinde bir kuyruklu yıldız yere yakınlaşmıştı. Biz bu kuyruklu yıldıza ‘209P/LINEAR’ adını veriyoruz. Bu kuyruklu yıldız Dünya’ya yaklaşmıştı ama gözükmemişti. Kuyruklu yıldızlar Dünya’ya yaklaştıkları zaman arkalarında bol miktarda malzemeyi yerin yörüngesine bırakıyor. Aynı tarihte oradan geçtiğinde bu kuyruklu yıldızların artıklarına çarpıyor ve bu çarpma sonucunda meteor yağmuru olguları ortaya çıkıyor. Bu tarihle içinde olunan tarih çok uyuşuyor. Kesin olarak söyleyemiyorum ama bu cisim ‘209P/LINEAR’ kuyruklu yıldızdan gelmiş olabilir” şeklinde konuştu.
“İzlediğimiz meteorun küçük bir cisim olduğunu düşünüyorum”
İki tür meteor olduğuna değinen Kılıçoğlu, 15 Şubat 2013 yılında Rusya’ya meteor düştüğünü hatırlattı. Bu meteorun boyutlarının 17 metre civarında olduğunu da aktaran Kılıçoğlu, bir şok dalgası oluşturarak binaların camlarının patladığını söyledi. Kılıçoğlu, “Bizim izlediğimiz meteor, benim sadece görüntüye bakarak bir metrenin altında santimetrelerle boyutunu verebileceğimiz küçük bir cisim olduğunu düşünüyorum. İçerisindeki malzemeler radyoaktif midir, Dünya’ya bir zararı var mıdır denilebilir. Bazı meteorlar çok miktarda karbon içeriği içerebilir. Bir meteorun Dünya’ya zarar verebilmesi için 25 metre üzerinde olması lazım. Hatta kilometre boyutunda olması lazım ki, atmosfere büyük miktarda karbon salabilsin” dedi.
“Her yıl Dünya’ya 15 bin ton meteor düşüyor”
Meteorların dDnya üzerinde oluşturabileceği zararın öngörülemeyeceğini de söyleyen Kılıçoğlu, meteorların boyutlarının önemine dikkat çekti. Kılıçoğlu, “25 ile 50 metre arasındaki meteorlar küçük bir şehri yıkabilirler. 50 ile 100 metre arasında bir çapa sahip olan meteorlar, metropolü yok etme gücüne sahip. 25 ile 50 metre çapa sahip bir meteorun Dünya’ya çarpma ihtimali 100 ile 500 yılda birdir. Daha büyük meteorların ise 500 ile 2 bin 500 yılda bir düştüğünü görüyoruz. Ne kadar büyük meteora gidilirse yıl değeri o kadar artıyor. Küçüklere gidilirse her yıl zaten Dünya’ya 15 bin ton meteor düşüyor. Tane olarak kabaca 200 bin irili ufaklı meteorlar Dünya’ya düşüyor. Gördüğümüz olay aşırı sıra dışı bir olay değil. Her sene rasathanemizde belirli zaman aralıklarında bu meteorları gözlemleyebiliyoruz. Saniyelik bir şey, o an görülmediyse yakalamak mümkün olmayabilir” diye konuştu.
“Meteorların bilimsel değerinin yanı sıra maddi değeri de çok yüksek”
Ağustos ve Kasım ayında da meteor yağmuru gerçekleşeceğini söyleyen Kılıçoğlu, meteorların çok değerli olduğunu ifade ederek, “Meteorlar çok değerli. Çünkü uzaya gitmemiz çok zor. Düşünün ki insanoğlu daha Mars’a bile gidemedik. Burada gördüğümüz kuyruklu yıldız Neptün’ün de uzağından geliyor. Bize oradan işlenmemiş bir hammadde doğrudan yere düşüyor. Bizim için inanılmaz bir fırsat. Çünkü izole bir ortamda bulunan bir meteor Dünya’ya inmiş oluyor. Meteorun içerdiği elementlere bakıyoruz. Bu bize Güneş sisteminin oluşumunda neler oluğuna dair bilgiler sağlıyor. Uzayı incelememize olanak sağlıyor. Bunları inceleyerek yıldızın oluşumunu, gezegen oluşumuna dair ilginç bilgiler elde ediyoruz. Evrendeki demir miktarına dair verileri bununla değerlendirebiliyoruz. Bilimsel değerlerinin yanı sıra maddi değerleri de çok yüksek” dedi.

ERZURUM’DA BULUNDU İDDİASI
Türkiye’nin doğu illerinde dün akşam yaşanan ve birçok kişi tarafından görülen gök taşının Erzurum’da bulunduğu iddia edildi. Mantar toplamak için dolaşan bir kişinin, oluşan derin çukurda bulduğu taşların gök taşı ile olan benzerliği dikkat çekiyor.
Dün akşam saat 20.30’dan itibaren gök taşı yağmuru, Türkiye’nin birçok şehrinde görüldü. Gök taşının yaydığı ışık Doğu Anadolu Bölgesi ve Doğu Karadeniz’de bulunan Erzurum, Erzincan, Ardahan, Trabzon, Rize, Artvin illerinin yanı sıra Elazığ, Bingöl, Diyarbakır, başta olmak üzere birçok şehirde de göründü.
Erzurum’un İspir ilçesinde mantar arayan doğa sever Lokman Toptaş, ovanın ortasında oluşan derin çukurun içerisinde taşlar gördü. Çukurun içerisinde bulduğu yaklaşık 3 kilo ağırlığındaki iki parça taşın gök taşı olabileceğini düşündü. Gök taşını internetten araştıran Toptaş, elindeki taşın gök taşına benzediğini fark etti. 2 parça olan taşları muhafaza eden Toptaş, yetkililerle iletişime geçti.
Taşları bulan Toptaş, taşların gök taşına benzediğini ifade ederek, “Mantar için çıktığımız arazide bu taşlara rastladık. Orada bu taşları inceledik. Değişik taşlar olduğu için Erzurum’a getirdik hemen. Dün akşam gök taşı göründüğü için bunların benzerliğinden dolayı gök taşı olabileceğini düşündük. Şimdi yetkililerin incelemesini bekliyoruz. İncelemenin sonrası taşın ne taşı olduğu ortaya çıkacaktır” dedi.



Yorum Yazın