Coğrafi koşulların ve iklim şartlarının eğitim süreçleri üzerinde doğrudan belirleyici olduğu Şirvan gibi bölgelerde, öğrencilerin temel fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması akademik başarının ön koşuludur. Bu proje, "kimse geride kalmasın" mottosuyla, dezavantajlı bölgelerdeki çocukların sosyal dışlanma riskini azaltmayı ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlamayı amaçlayan somut bir sosyal adalet adımı olarak nitelendiriliyor.
İş Dünyası ve Akademinin Vicdani İş Birliği
Modern toplumda iş insanının rolü, sadece ekonomik değer yaratmak değil, aynı zamanda toplumsal meselelere duyarlılık göstererek "sosyal sermayeyi" güçlendirmektir. Bu vizyonla hareket eden İş İnsanı Sayın Murat Cesur, Sayın Eren Çelebi ve Eşi Doç. Dr. Sayın Gülçin Özevci Çelebi, maddi imkânlarını ve entelektüel birikimlerini toplumsal bir faydaya dönüştürerek, bireysel başarının toplumsal huzura katkı sunması gerektiğinin altını çizdiler. Akademik dünyanın ve iş dünyasının bu ortak refleksi, yerel sorunlara karşı geliştirilen "duyarlı sermaye" modelinin en güzel örneğini sundu.
Sivil Toplumun Dönüştürücü Gücü: Ordu Çepni Derneği’nin Kapsayıcı Vizyonu
Ordu Çepni Derneği Başkanı Hüseyin Okumuş ve yönetim kurulunun stratejik liderliğinde yürütülen bu çalışma, sivil toplum kuruluşlarının (STK) yerel ihtiyaçları analiz etme ve kaynakları en verimli şekilde mobilize etme kabiliyetini bir kez daha tescilledi. Başkan Okumuş ve ekibinin sergilediği bu vizyoner yaklaşım, STK’ların yalnızca kendi hemşerilerine yönelik yapılar olmadığını, aksine ülkenin en ücra köşesindeki ihtiyaç noktalarına kadar uzanan bir "vicdan köprüsü" kurabileceğini kanıtladı.
Derneğin organizasyonel gücüyle Şirvan'a ulaştırılan bu destek, sivil toplumun toplumsal refahı yayma noktasında ne kadar kritik bir sosyal paydaş olduğunu ve "birlikte yaşama kültürü"nü nasıl güçlendirdiğini gözler önüne serdi. Bu kapsayıcı dayanışma ağı, bölgesel sınırları aşarak ulusal bir kardeşlik mesajına dönüştü.
Koordinasyonda Eğitimci VizyonuSürecin tüm operasyonel yükünü ve saha koordinasyonunu üstlenen Öğretmen Evren Yunus Abușak, projenin kalbi oldu. Bir eğitimcinin sadece sınıf içinde değil, toplumun kılcal damarlarında da bir değişim aktörü olabileceğini kanıtlayan Abușak’ın emeği, yardımların "saygınlık ve nezaket" çerçevesinde ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağladı.
Sonuç: Bir Monttan Fazlası, Bir Gelecek İnşası
Dağıtılan kışlık mont ve botlar, çocuklar için soğuktan korunma aracı olurken; aileler için bir güven ve dayanışma mesajı, toplum için ise parçalanmışlıkların yerine kardeşliği koyan birleştirici bir unsur oldu. Yetkililer, bu tür bütüncül desteklerin çocukların okul aidiyetini artırdığını ve toplumsal aidiyet duygusunu perçinlediğini ifade ediyor.
Şirvan’da atılan bu adım, yerel bir destekten ziyade, Türkiye’nin toplumsal dayanışma kültürünün ne kadar diri olduğunu gösteren sosyolojik bir başarı hikayesi olarak kayıtlara geçti.

Yorum Yazın