Gündem

Ordu’da Dört Koldan Ekolojik Kuşatma: Maden Devleri Yaylaları, Dereleri ve Fındık Bahçelerini Gözüne Kestirdi!

|
Ordu’nun doğa harikası ilçeleri Gölköy, Mesudiye, Ulubey ve Kabadüz, Favori Metal Madencilik tarafından açılmak istenen 4. Grup maden (bakır, kurşun, çinko) projeleriyle büyük bir yıkımın eşiğine geldi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın onay verdiği ÇED süreçleri, Ordu’nun sadece doğasını değil; suyunu, fındığını ve yaşam alanlarını da doğrudan hedef alıyor.
Ordu’da Dört Koldan Ekolojik Kuşatma: Maden Devleri Yaylaları, Dereleri ve Fındık Bahçelerini Gözüne Kestirdi!

Evlerin Dibinde, Derelerin Ortasında Yıkım Projeleri

Paylaşılan teknik detaylar, maden sahalarının yaşam alanlarına ve su kaynaklarına olan korkutucu yakınlığını gözler önüne seriyor. Projenin her ayağı ayrı bir çevre felaketine davetiye çıkarıyor:

1. Gölköy: Yaylalar ve Ormanlar Tehdit Altında

Kozören Mahallesi’ndeki Emirler Yaylası, 12,68 hektarlık bir maden sahasına dönüştürülmek isteniyor.

  • Yaşama Tecavüz: Maden sahası en yakın eve sadece 225 metre mesafede!

  • Su Kaynakları: Sahanın sadece 55 metre uzağından su kaynakları geçiyor. Orman ve yaylak alanları yıllık 3 bin metreküp kazıyla delik deşik edilecek.

2. Mesudiye: Melet Irmağı ve Şelaleler Tehlikede

Darıcabaşı Mahallesi’nde 18,34 hektarlık devasa bir alan madene açılıyor.

  • Ekolojik Değerler: Sahanın sadece 730 metre uzağında Melet Irmağı, 1,75 kilometre ötesinde ise bölgenin simgesi Çağlayan Şelalesi bulunuyor.

  • Mülkiyet Gaspı: Kadastro kayıtlarında "şahıs arazisi ve fındık bahçesi" olarak geçen yerler, maden şirketinin kullanımına sunuluyor.

3. Ulubey: Evlere 42 Metre Mesafede Maden!

Çağlayan Mahallesi’nde planlanan maden sahası, akılalmaz bir yakınlıkla evlerin sadece 42 metre uzağında yer alıyor.

  • Su Kuşatması: Melet Irmağı, Kovanlık Deresi ve Çağlayan Şelalesi’nin tam ortasında kalan bu bölge; toz, gürültü ve kimyasal sızıntıların merkezi haline gelecek.

4. Kabadüz: Su Alma Yapılarının Üzerine Maden

Musakırık Mahallesi’nde 13,84 hektarlık "yaylak ve mera" alanı yok ediliyor.

  • Kritik Eşik: Maden sahasının sadece 87 metre kuzeyinde halkın su ihtiyacını karşılayan su alma yapısı bulunuyor. Soğanözü, Dağdibi ve Göz derelerinin kuşattığı bu bölgede maden işletmek, içme suyunun ağır metallerle zehirlenmesi anlamına geliyor.


"Açık İşletme" Demek, Geri Dönüşü Olmayan Yıkım Demek!

Tüm bu bölgelerde madenlerin "açık saha" olarak işletilecek olması, toprağın üst tabakasının tamamen kazınacağı, ormanların yok edileceği ve devasa çukurların açılacağı anlamına geliyor.

  • Ağır Metal Kirliliği: Bakır, kurşun ve çinko ayrıştırma süreçlerinde açığa çıkan tozlar, bölgenin tek geçim kaynağı olan fındık bahçelerini kurutacak.

  • Kimyasal Sızıntı: Derelerin bu kadar yakınında yapılan kazılar, asit maden drenajı yoluyla bölgedeki tüm su ekosistemini kalıcı olarak bozacak.

Halkın Geleceği Şirket Karına Kurban Ediliyor

Ordu’nun en verimli toprakları, yaylaları ve su kaynakları; "kamu yararı" adı altında şirketlerin kar hırsına teslim ediliyor. Mesudiye’den Kabadüz’e kadar uzanan bu yıkım hattı, köylülerin tapulu arazilerini, meralarını ve nefes aldıkları ormanları ellerinden alıyor.

Bölge Halkı Soruyor: "Evimizin 42 metre dibinde, suyumuzun 50 metre uzağında maden açılmasına izin verenler, yarın çocuklarımızın sağlığını nasıl koruyacak?"

Halkın Feryadı Yükseliyor: "Geleceğimizi Çalmayın!"

Resmi belgelerin muhtarlıklara ulaşmasıyla birlikte bölgede infial yarattı. Musakırık sakinleri, atalarından miras kalan toprakların, temiz havanın ve suyun maden şirketlerine peşkeş çekilmesine ve yaşam alanlarının ağır sanayi sahasına dönüştürülmesine karşı çıkıyor. Halk, 30 günlük askı süreci boyunca tüm hukuki yollara başvuracaklarını ve doğanın talan edilmesine izin vermeyeceklerini haykırıyor.

Yaşam Durma Noktasına Gelecek, Göç Başlayacak

Sadece çevre kirliliği değil, maden kamyonlarının yarattığı trafik, gürültü ve hava kirliliği bölgedeki yaşamı cehenneme çevirecek. Sakin ve temiz havasıyla bilinen Kabadüz köyleri, sanayi gürültüsüyle yankılanırken; çevresel yıkımın bir sonucu olarak bölgeden şehre zorunlu göç kaçınılmaz hale gelecek.

Halkın Sorusu Net: "Doğamızdan ve geleceğimizden daha değerli ne var?"

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.