Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyük bir gurur ve memnuniyetle ifade etmek isterim ki 2021 yılı toplam ihracatımız geçen yıla göre yüzde 39,2 artışla 225 milyar 368 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında 2021 yılı dış ticaret rakamlarını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının satır başları şöyle;
Türk ekonomisi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyüme ilkeleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Açıklayacağımız ihracat rakamları hedeflerimize bağlılığımızın ve doğru yolda emin adımlarla ilerlediğimizin en somut nişaneleridir. Cumhuriyetin 100. yılı olan 2023 yaklaşırken, Türkiye ekonomide kabuk değiştirmekte artık farklı bir lige çıkmaktadır.
Şüphesiz elde ettiğimiz başarılarda büyümemize sağladığı katkılarla ihracatımızın çok ciddi payı vardır. İhracatçılarımız akıncı ruhuyla çalışmış, istihdam oluşturmuş, üretmiş, ürettiklerini de dünyanın hemen her ülkesine satma başarısı göstermiştir. Türk ekonomisinin alperenleri olarak gördüğüm tüm ihracatçılarımızı canıgönülden tebrik ediyorum. Yine tarihi başarımızın gizli kahramanları olan emekçi kardeşlerimizi de kutluyor, ülkem ve milletim adına kendilerine şükranlarımı sunuyorum.
İnsanlık olarak 2 yıldır son asrın en büyük sağlık krizi olarak nitelenen koronavirüs salgınıyla mücadele ediyoruz. Her ne kadar salgın bir sağlık krizi olarak başlasa da ekonomiden turizme, eğitimden beşeri ilişkilerimize kadar hayatın her alanını olumsuz etkiledi. Böylesi devasa bir krize hazırlıksız yakalanan ülkeler salgın karşısında bocalayarak hemen korumacı, rekabetçi, uluslararası ticareti kısıtlayıcı politikalara başvurdu. Maske ve tıbbi malzeme konusunda Avrupa’da ve dünyanın daha pek çok yerinde yaşanan sıkıntıları hepimiz hatırlıyoruz.
“Türk ekonomisine asla kontak kapattırmadık”
Türkiye olarak, güçlü sağlık altyapımızın sağladığı avantajları en etkin ve verimli şekilde kullanarak salgın sürecini alnımızın akıyla yönettik. Küresel ölçekte meydana gelen sarsıntılara rağmen Türkiye ekonomisinin ayakta kalması, üretimin aralıksız sürmesi, istihdamın korunması için toplumumuzun tüm kesimlerine yönelik tedbirleri devreye aldık. İş dünyamıza, ticaret erbabımıza, KOBİ’lere, çiftçimize, esnafımıza, çalışanlarımıza sunduğumuz destek ve teşviklerle onların yanında olduk. Milletin felaketinden siyasi rant devşirme peşinde koşan muhalefetin abuk sabuk tekliflerine rağmen Türk ekonomisine asla kontak kapattırmadık.
Ülkemizin salgın yönetimine katkıda bulunan en önemli faktörlerden biri de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir. Türkiye, dünyanın birçok ülkesinden farklı olarak devletin tüm kurumları arasındaki koordinasyonu en üst düzeyde tutmuş, zaman ve kaynak israfı yaşanmamış, alınan kararlar hızlı bir şekilde uygulamaya geçirilmiştir. Böylece sağlık hizmetlerinin yanı sıra ekonomide ve kamu güvenliğinde de hamdolsun ciddi hiçbir zafiyetle karşılaşmadık.
“Son iki yıla ait veriler Türkiye’nin başarısını açıkça ifade ediyor”
Mesela küresel ticaret, korumacı politikalar ve salgının tedarik zincirlerinde yol açtığı kırılmalar nedeniyle çeşitli aksaklıklara maruz kalmıştır. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, küresel mal ticareti hacmi itibarıyla hamdolsun bizler burada hiçbir zaman yalnız kalmadık ve muhataplarımızı da yalnız koymadık. Buradaki attığımız adımlarda son 2 yıla ait ekonomik veriler Türkiye’nin başarısını açıkça ispat ediyor. Hele hele Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, küresel mal ticareti hacmi 2020 yılında yüzde 5,3 oranında daralmıştır. Dünyada tüm bunlar yaşanırken, Türkiye 2020 yılını büyümeyle kapatan iki ülkeden biri olmuştur.
Küresel ekonominin yüzde 3,4 küçüldüğü bir dönemde Türkiye yüzde 1,8 büyüme kaydetti. Yılın üçüncü çeyreğinde Türkiye’nin sergilediği büyüme oranında itici güç mal ve hizmet ihracatı oldu. Bu dönemde net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısı 6,8 puan olarak gerçekleşti. Böylelikle yüksek oranlı büyümenin yüzde 92’sinin net mal ve hizmet ihracatından kaynaklandı. İhracat artışının büyümedeki yansımaları özellikle sanayi üretimi, kapasite kullanım oranı, istihdam gibi göstergelerde daha net görüldü.
2021 yılının ilk çeyreğinde yüzde 7,4 ile ikinci çeyreğinde yüzde 22, üçüncü çeyreğinde yüzde 7,4 oranında büyüyerek başarımızı perçinledik. Bu performansla Türkiye’nin salgın döneminde ekonomisini en hızlı toparlayan G20 ülkesi olması bekleniyor.
Sanayi üretim endeksi ekim ayında yıllık bazda yüzde 8,5 artışla 143,6 seviyesine yükselerek rekor bir değere ulaştı. İmalat sanayi kapasite kullanım oranı ise salgın öncesi düzeyi aşarak aralık ayı itibarıyla yüzde 78,7 seviyesine çıkmıştır. Bu ivme istihdama da olumlu aksetmiş, Türkiye ekonomisi 2021 ekim ayı itibariyle salgın öncesi döneme göre 2 milyon ilave istihdam oluşturmuştur. OECD üyesi ülkelerin istihdam bakımından ancak 2023 yılının üçüncü çeyreğinde toparlanması öngörülürken, Türk ekonomisi, dinamik yapısı ile salgın öncesi seviyelere hızla ulaşmayı başarmıştır.

Her kriz beraberinde birçok fırsatı da getiriyor. Tarih boyunca küresel kriz dönemlerini iyi değerlendiren ülkeler ekonomik bakımdan çok büyük sıçrama yapma imkanına da kavuşmuştur.
Bugün küresel ekonomiye yön veren ülkelerin durumuna bakıldığında bu gerçek net bir şekilde görülüyor. Ancak ülkemiz siyasi istikrarsızlık, iç sorunları sebebiyle çok uzun yıllar kriz dönemlerinde önüne açılan bu fırsat pencerelerini kullanamadı. Gazi Mustafa Kemal’in teşvik ve desteğiyle 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlarının ömrü yalnızca 6 yıl sürdü. Rahmetli Menderes’in başlattığı kalkınma hamlesi 27 Mayıs darbesiyle akamete uğradı. Merhum Özal’ın dirayetli liderliğinde yakalanan ivme 1990’ların belirsizlik atmosferinde maalesef hedefine varamadı.
“2001 krizinin ülkemize maliyeti 100 milyarlarca doları buluyor”
Dönemin Cumhurbaşkanının anayasa kitapçığını fırlatmasıyla tetiklediği 2001 krizinin ülkemize maliyeti ise 100 milyarlarca doları buluyor. Her on yılda bir tekrarlanan darbeler, milletimizi fakirleştirirken, çalışmadan, üretmeden hiçbir riske girmeden parasına para katmaya alışmış bir avuç rantçı elitin daha da zenginleşmesini sağladı. Millet kaybederken, emekli, memur, işçi, iş adamı, esnaf, üretici kaybederken krizden nemalanan bu seçkin azınlık kazanmaya, palazlanmaya, servetini arttırmaya devam etti.
“Türk demokrasisini vesayet zincirlerinden kurtarmayı başardık”
Türkiye’nin içine hapsedildiği bu kısır döngüyü 2002’de biz bozduk. Hayata geçirdiğimiz reformlarla Türk ekonomisini prangalarından, Türk demokrasisini vesayet zincirlerinden kurtarmayı başardık. Serbest piyasa ekonomisi anlayışıyla rekabeti esas alan, şeffaf ve öngörülebilir politikalarla Türkiye’yi kalkındırdık, güçlendirdik. Türk ekonomisinin özellikle son 2 yılda yakaladığı başarının sırrı işte bu büyük değişimde gizlidir. Türkiye ilk defa krizlerin altında ezilen değil, krizleri yöneten, hatta krizleri fırsata çeviren bir ülke konumuna gelmiştir.


Yorum Yazın