Dünya

CHP Lideri Özgür Özel: “Boş Senedi Tefeciler İmzalatır, Devlet Vatandaşına Boş Senet İmzalatmaz”

|
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel: “Sorunlarınızı Görmeye, Çözümü İçin Gayret Etmeye, Allah’ın İzniyle İktidarımızda Da Kökünden Çözmeye Söz Veriyoruz” “21 Yıl Boyunca Toplanmış 4 Trilyon Dolar Vergiye Rağmen, Şehirlerimiz Depreme Hazır Değildi Ve Bunun Bir Mazereti Yoktu” “Ordu Korkuyla Üç Gün İçeride Tutuldu, Deprem Kayıpları İçin En Kritik Üç Gün Boşa Harcanmış Oldu” “Bakanın Talimatıyla Millete Boş Senet İmzalatıyorlar; Boş Senedi Tefeciler İmzalatır, Devlet Vatandaşına Boş Senet İmzalatmaz” “Dört Gün Sonra Üçüncü Yıl Doluyor, Deprem Konutlarının Yüzde 70’i Bitti” “Bakan ‘Deprem Bölgesinde 5 Bin Liraya Kiralık Konut Var’ Diyor. En Ucuzu 15 Bin Lira, Ortalama 20 Bin Lira”
CHP Lideri Özgür Özel: “Boş Senedi Tefeciler İmzalatır, Devlet Vatandaşına Boş Senet İmzalatmaz”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımız için Gaziantep İslahiye’de düzenlenen Mevlid-i Şerif programına katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, burada yaptığı konuşmada, “Değerli İslahiyeliler, çok kıymetli hemşerilerim, çok kıymetli büyüklerim ve çok değerli kardeşlerim, hep birlikte üç yıl önce yaşadığımız o büyük acının yıldönümünün yaklaştığı bugünlerde ve yine üç ayların içinde olduğumuz ve bu gece eda edeceğimiz Berat Kandili’yle birlikte hem tüm Türkiye’de hayatını kaybeden resmi rakamlara göre 56 binin üzerinde vatandaşımızın, hem da Gaziantep’teki 3 bin 897 kaybımızın ardından bir kez daha yitirdiklerimiz için Allah’tan rahmet, siz değerli yakınlarına ve tüm Gaziantep’e, tüm memleketimize, Türkiye’mize bir kez daha baş sağlığı ve Allah’tan sabırlar diliyorum. Böyle bir günde, böyle kıymetli, mukaddes bir akşamın hemen öncesinde sizlerle birlikte olmak, kaybettiklerimiz için dua etmek, dualara iştirak etmek, bir daha böyle acıların yaşanmaması için avuçlarımızı açmak, Allah’a yalvarmak hepimizin görevi. Bugünü sizlerle birlikte paylaştığımız için çok ama çok memnunum. Bizleri burada yalnız bırakmadığınız, bir arada olduğumuz için ve bu büyük acının yıldönümünde birlikte olduğumuz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi. Özel, şunları söyledi:

“İKİ AYLIK YENİ BİR HÜKÜMET YOKTU”

“Geçtiğimiz Pazar günü, dün Çorum’daydım. Ardından Ankara’ya vardık orada Merkez Yönetim Kurulu toplantımızı gerçekleştirdik dün akşam saatlerinde. Ve bu sabah erken saatlerde ilk uçakla Tarsus’a, Adana’yla Mersin’in ortak havalimanına indik. Önce Osmaniye’ye gittik. Sonra buraya Gaziantep’e geldik. Bu geceyi Gazi şehrimizde geçireceğiz. Yarından itibaren de devam ederek, hafta boyunca; depremin en büyük acılar, en büyük yaralar açtığı, en büyük acılar yaşattığı, en büyük kayıplarımızın olduğu merkezlerimize uğrayarak depremin üçüncü yılında hem üzerimize düşen dini vecibeleri yerine getireceğiz, hem insanlık görevimizi yerine getireceğiz. Hem de Ana Muhalefet Partisi olmanın sorumluluğuyla ve önümüzdeki seçimlerde iktidar olmayı hedefleyen partinin sorumluluğuyla üzerimize düşenleri yapmaya çalışacağız. Malum deprem bir doğal afet, önlenebilir değil. Ama depremin sonuçları, özellikle can kayıpları önlenebilir. Depremde yaralanmalar önlenebilir. Uzuv kayıpları, ömür boyu sürecek sakatlıklar, kalıcı hastalıklar önlenebilir. Bunu dünyanın dört bir yanında artık burada yaşanan depremin çok daha üstündeki şiddetli depremlerde modern dünya yapabiliyor. Tabii Türkiye’de bu olabilir miydi? Ya da mazeretimiz var mı? Deprem olduğu anda Türkiye’de iki aylık yeni bir iktidar yoktu. İki yıllık bir iktidar da yoktu. Mazereti olmayan, kaynağı çok olan 21 yıllık bir iktidar vardı. Ama maalesef o 21 yıl boyunca toplanmış toplam milyon - milyar değil, 4 trilyon dolar vergiye rağmen, toplanmış deprem vergilerine rağmen, aflarla birlikte sekiz kez çıkarılan imar aflarıyla birlikte toplanan milyar dolarlara rağmen, şehirlerimiz depreme hazır değildi ve bunun bir mazereti yoktu.”

“KAYIPLARIMIZI KATLADI, ACILARI BÜYÜTTÜ”

“Deprem olduktan sonra biz ilk gün bütün milletvekillerimizi malum Malatya’nın, Adıyaman’ın, Kahramanmaraşımız’ın havaalanları, pistleri kapalıydı. Hatayımızın pisti kapalıydı. ‘Bulunan ilk vasıtasıyla deprem bölgesine intikal edin’ dedik. Adana Havalimanı’na inenlerle Adana’da buluştuk. 120 arkadaşımızı bir gün içerisinde deprem bölgelerine yolladık. Kendim de deprem bölgelerinde uzun günler, aylar geçirdim milletvekillerimizin başında. O günlerde bugün beni burada karşılayan genç arkadaşların hatırlattığı o söz, hepimizin günlerce ve gecelerce zihninden çıkmadı. Uykusuna girdi. ‘Sesimizi duyan var mı? Sesimi duyan var mı?’ çığlıkları. Sonra yerine enkaz başlarındaki sitemler başladı. Vatandaş enkaz başında gördüğünde iktidar - muhalefet demeden soruyordu. ‘İlk üç gün ordu neredeydi?’ diye. Türkiye Cumhuriyeti’nin donatımlı, eğitimli, güçlü, yirmili yaşlarında aslanlar gibi bir ordusu vardı. Ama maalesef üç gün boyunca ordu kışladan çıkmadı. Aklı evvelin biri demiş ki ‘Orduyu kışladan çıkarmak kolay, geriye sokmak zor. Çıktı mı girmezler. Yönetimi alırlar, geri vermezler.’ Bu vehimle, bu saçma korkuyla ordu üç gün içeride durdu. Deprem kayıpları için en kritik 24 saat, sonra 48 saat ve en içinde 72 saat boşa harcanmış oldu. Kanada’dan kurtarma ekibi yetişti, Türkiye’de ordunun elindeki imkanlarla sokağa çıkması üç günü bekledi. Bu kayıplarımızı katladı, acıları büyüttü.”

“MİLLET ÇADIR BEKLERKEN ONLAR SATTILAR”

“Geçmişte 1999 depremi yaşandığında, o da büyük depremdi. O depremi eleştiren birisine, Allah bu depremde iktidarı nasip etmişti. Sayın Erdoğan bu depremde iktidardaydı, 99’un iktidarına ‘Üç gün geçti be adam, hala çadır bekleyenler var’ diyordu. 99’da bunu söylediği Rahmetli Ecevit‘ti. Şimdiki ortağı Devlet Bahçeli’ydi. Rahmetli Mesut Yılmaz’dı. ‘Üç gün olmuş Gölcük çadır bekliyor’ diyordu. Biz buralarda 33’ncü günde deprem çadırının yokluğunu gördük. O günlerde Kızılay’ın, millet çadır beklerken çadır sattığını gördük. Millet toprağın altında, enkazın altında yardım beklerken; şarjı bitmek üzere olan cep telefonuna devletin IBAN atıp para istediğini gördük. O yüzden geçmiş iyi hazırlanmamakla, deprem süreci kurtarma faaliyetlerinin aksamasıyla geçti.”

“ŞUBATTA DEPREM OLMUŞ, MAYISTAKİ SEÇİM HATIRLATILDI”

“Devamında sözler verildi. Ne dendi? ‘Aman ha 14 Mayıs’ta seçim var.’ Deprem daha 6 Şubat‘ta olmuş. 6 Şubat‘ın birkaç gün sonrası mayısta olan seçim hatırlatılıp, ‘Aman ha bizden başkasına oy vermeyin. Yeni gelen hükümet yerine alışana kadar bir yıl geçer. Deprem konutlarını yapamazlar. Bize verirseniz oyu, bir yıl sonra evinize geçersiniz’ dendi. Şimdi zaman zaman diyorlar ki üç yılın sonunda, ‘’Bu evleri yapamazsın’ dediler.’ Biz kimseye, ‘Ev yapamazsın’ demedik. Devlet ev de yapar park da yapar, dükkan da yapar. Üstüne düşeni yapar. Ama bize ‘Onlar iktidar olursa bir yılda bitiremezler’ dediler. ‘Bize verin, biz bir yılda yapacağız’ dediler. Hatta Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ‘Deprem konutundan para almayacağım’ dedi. Bu arkadaşlar ‘Alacağız, ama bir yılda yapacağız’ dediler. Ve millet iktidarı yeniden onlara nasip etti. Bir yılın sonunda deprem konutlarının yüzde 3’ünü yaptılar. 2,4’ünü. 100 depremzedenin 97’si çadırdaydı, konteynerdeydi. İkinci yıl yüzde 30’a çıktı. 100 depremzededen çadırda, konteynerde ya da gurbetteydi. Üçüncü yıl dönüyor, dört gün sonra üçüncü yıl doluyor, yüzde 70’i bitti.”

“ARTIK İÇİMİZ RAHAT ETSİN”

“Bununla övünülüyor ama evini alanların, içeriye geçenlerin derdini dinle. Tadilata, tamirata çok para gidiyor. Bir taraftan dükkanını kaybetmiş, işini kaybetmiş. Aidatı vermek, elektrik, su vermek zor oluyor. Diğer yandan Afet Kanunu var ‘Faiz alınmaz’ diyor. Ama deprem konutunun anahtarını verirken boş sözleşme, boş senet imzalatılıyor. Faiz kısmı var. Genç bir avukat akıl vermiş komşularına, annesine. Demiş ki ‘Faize sıfır yazın, ya da üzerini çizin ki alamasınlar.’ Çizene ‘Veremem anahtarı’ diyor. ‘Faiz kısmı boş olacak.’ Buradan deprem bölgesinden depremin ilk günlerinde gelip her aşamasında hiç yalnız bırakmadığımız Nurdağı’ndan, İslahiye’den sesleniyorum. Lütfen bu hafta Sayın Erdoğan açıklasın. Desin ki ‘İster TOKİ evi olsun, ister rezerv alan, ister iş yeri. Hiç birisinden faiz almayacağız’ desin, artık içimiz rahat etsin. Bunu istiyoruz.”

“DEPREM SORUNLARI GÜNDEMDE TUTULMALI”

“Ben buraya deprem dışında ve depremzedenin sorunları dışında bir şey konuşmamaya yeminli olarak geldim. Çünkü bu hafta deprem sorunlarının gündemde tutulması gereken önemli bir hafta. Esnaf iş yerinden olmuş, konteynerlerde çalışıyor. Mücbir süre bitti 30 Kasım’da uzatmadılar, esnaftan vergi istiyorlar. Sosyal güvenlik primi istiyorlar. ‘Vergi ve SGK borcun varsa Halk Bankası’na gelemezsin kredi alamazsın’ diyorlar. Dükkana mal konacak, kredi lazım. ‘Eski borcun var, mevcut borcun var. Sana kredi veremeyiz’ diyorlar. Esnafa geçmişte, pandemide, devamında deprem döneminde KOSGEB’ten verilmiş olan paraların, ki çoğu esnafın hibe sandı. Şimdi ödemesi geldi, ‘Mart’tan itibaren parayı ödeyeceksin’ diyorlar. Bakın ben ayrımı, ayrımcılığı sevmem. Van’da deprem yaşandı, mücbir sebep Van’a altı yıl uygulandı. Doğru yapıldı. Van ayağa kalkana kadar mücbir sebep vardı. Mücbir sebep varsa; vergi olmaz, aidat olmaz, faiz olmaz. Burada sanki daha küçük depremmiş gibi Van’a altı yıl uygulanan mücbir sebep, burada iki yıl sekiz ayda bitirildi. Bunların mutlaka hayata geçirilmesi lazım, yeniden mücbir sebebin uzatılması gerekiyor. Deprem davaları var, takip ediyoruz. Hakkınızı arıyorsunuz. Önce yargılamalarına izin verilmedi sorumluların. Şimdi güç bela oluyor. Bu sefer bilirkişi raporu ‘Bu binada devletin kusuru ne?’ Kolon kesilmiş, kesimi denetlememiş. Göz yumulmuş, izin verilmiş. Ama her binaya yüzde 25. Neden? Alınacak tazminatlar, ölüm tazminatları, uzuv kaybı tazminatları büyük olmasın küçük olsun diye. Bunlar doğru değil. Her yerde devletin sorumluluğu yüzde 25 olamaz. Kolonun kesilmesini denetlemeyen, göz yuman, kontrol etmeyen, bakmadan imza atan ya da bile bile yanlış imzaları atanların sorumluluklarının olması ve bunun devlet tarafından mutlaka ve mutlaka tazminat olarak karşılanması gerekiyor. Bu önemli.”

“5 BİN LİRA KİRA NEREDE VAR?”

“Diğer taraftan özellikle söylüyorum. Kiracılar bu ülkenin en mağdur insanları. Ya şimdi şunu düşünün. Elbette evi olana devlet ev yapmalı, yapıyor, yapacak ve verecek. Elbette. Bana kalsa, bize kalsa ücretsiz olmalıydı. Şimdi hem evi veriyor, boş senet koyuyor. Türk Ceza Kanunu’na göre suç. Suç. Nitelikli dolandırıcılık suçu. Bakan talimatıyla boş senet imzalatıyorlar. Boş senedi kim imzalatır? Boş senedi tefeciler imzalatır. Devlet vatandaşına boş senet imzalatmaz. İkincisi, kiracının durumu daha da kötü. O da evsiz kaldı ve konteynere kondu. Bir ev alabilmiş olana, ekonomik gücü olana ev var. Evi olmayana, kiracıya ev yok. Ne yapacak? ‘Kiraya çık.’ Sayın Bakan Meclis’te konuşurken dedi ki ‘Deprem bölgesinde 5 bin liraya kiralık konut var.’ Ben bugün Osmaniye’de sordum. En oturulmayacak, en ucuz kiralık konut 15 bin lira, ortalama 20 bin lira. Bugün İslahiye’de 5 bin liraya kiralık konut mümkün mü size soruyorum? Var mı 5 bin liraya konut? İslahiye ’Yok’ diyor. Gidiyoruz, soruyoruz; Osmaniye ‘Yok’ diyor. Hatay, Maraş, Adıyaman ‘Yok’ diyor. Ama Sayın Bakan ‘5 bin liraya konut var’ diyor. Kiracılar zaten durumu kötü olan insanlar. Bugün gittiğinde, ev kiralamak isteyince bir kira depozito isteniyor. Üç kira da peşin isteniyor. En azından dört kira parasını cebe koymak lazım. Bu konuda da kiracılara ücretsiz konut ve belirli bir zaman kirasız konut verilmesi son derece önemlidir. Bunları da ısrarla hatırlatıyorum.”

“ERDOĞAN’DAN BİR MÜJDEYİ BU MÜBAREK GECEDE BEKLİYORUZ”

“Buradan bir kez daha bu mübarek günde, üç ayların içinde, Berat Kandili gecesinde Sayın Erdoğan’a sesleniyorum. ‘Dükkanlardan da faiz alınmayacak, rezerve alanlardan da faiz alınmayacak, artık devlet ne alacaksa onu söyleyecek ve faiz işletmeyecek’ diye bir müjdeyi bu mübarek gecede bekliyoruz. Bizi burada sıcak karşıladınız. Acınıza, içinizde yanan yüreğinize rağmen alkış yaptınız, selam verdiniz, bağrınıza bastınız. Teşekkür ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak sorunlarınızı görmeye, çözümü için gayret sarf etmeye, Allah’ın izniyle iktidar olduğumuzda da kökünden çözmeye söz veriyoruz. Hepinizi ve bu salona sığmayan, dışarıda yağmurun altında bizleri dinleyenleri saygıyla selamlıyorum. Allah bir daha bize böyle kötü günler, acı günler yaşatmasın. Biraz önce cenazelerinde bulunmuşum, ‘Mezarımıza gelmiştin’ dedi masasında oturduğum amcam. İki torun, bir evlat, bir damat kaybetmiş. Allah gani gani rahmet eylesin. Böyle acıları bir daha hiç birimiz görmeyelim. İnşallah yaşadığımız en büyük ve en son acı bu olsun. Hepimizin başı sağ olsun. Kandiliniz mübarek olsun.”

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.