Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Şu an itibarıyla kontrolden çıkmak üzere olan, hatta çıkmakla çıkmamanın çok arasında ilk defa bu kadar uçurumun kenarında olan bir sürecin içerisindeyiz" dedi.
Necat Taşcı İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin İhlas Haber Ajansına açıklamalarda bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Amerika, İran ve İsrail’in geçmiş ve günümüz dış politika pratiklerine baktığımızda 3 tane hangisi olsa şaşırmayacağımız senaryo ön plana çıkıyor. Biz birçok ihtimali ve mevcut senaryoyu ihtimali hesaplamak durumundayız." ifadelerini kullandı.
Çanakkale’de Siyasal Bilgiler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası İlişkiler ve Politika Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarının durumu çok daha riskli hale getirdiğini belirterek, "Evet, şu an itibariyle kontrolden çıkmak üzere olan; hatta çıkmakla çıkmamanın çok arasında, ilk defa bu kadar uçurumun kenarında olan bir sürecin içerisindeyiz. Neden bu hale geldi? Marjinalleşmiş iki tane rejim söz konusu. İsrail özellikle dünyadan izole edilmiş bölge ülkeleri tarafından artık kolektif bir şekilde dengelenmeye çalışılan, diğer taraftan da yine bölge ülkeleri tarafından yıllardır muzdarip olunan bir diğer ülke İran var. Burada iki ülkenin de iki rejimin de ortak noktası kendi iç politikalarında gittikçe sıkışmış dış politikalarındaki açmazlarda belirli adımları atarak en azından bunun üzerine bir taban konsolidasyonu sağlamaya çalışmaları ki bu durumu tam olarak çok riskli hale getiriyor" ifadelerini kullandı.
"Bugüne kadar geçmiş politika pratiklerini hiç görmediğimiz meseleler"
Ülkelerin geçmiş politikalarında görülmeyen pratikler sergilediği kaydeden Dr. Ufuk Necat Taşçı, "Burada Amerika Birleşik Devletleri’nin ve İsrail’in ortak hareket etmesi ve İran’daki müzakereler devam ederken Umman Dışişleri Bakanı’nın artık anlaşma çok yakın demesinin üzerine bu olayların gerçekleşmesi, bize birçok farklı ihtimali düşündürüyor. Ancak şöyle bir gerçeklik var. Hep söylediğim bir mesele. Biz özellikle sosyal bilimciler, uluslararası ilişkiler hocaları bizim rasyonel belli formülasyonlarımız yok. Biz fizik çalışmıyoruz. Bizim özellikle birey, devlet ve sistem düzeyinde analiz yapma imkanımız var. Bunu yaparken de geçmiş politika pratiklerine bakıyoruz, buradan çıkardığımız sonuç bugüne kadar geçmiş politika pratiklerini hiç görmediğimiz meseleler. Birincisi normal şartlarda biliyorsunuz 12 Gün Savaşı’nda da beni en çok şaşırtan mesele buydu, Amerika Birleşik Devletleri bırakın Tel Aviv’e bir füze düşmesini, Tel Aviv’de bir evin camına taş atılsa Orta Doğu’da bütün Müslümanları katletmek için Orta Doğu’ya girerdi. Ancak 12 Gün Savaşı’nda yapmadığı gibi şu anda da , Tel Aviv’e düşen füzelere nispetle Amerika’nın tepkisi bence çok çok aşırı değil. Yani İsrail’le beraber evet ortak operasyonlar yapıyorlar ama tarihte ilk defa böyle bir manzara görüyoruz. Bir diğer taraftan İran’ın ise dış politik öncelikleri doğrultusunda, en azından belli başlı meselelere girmemesini beklerdik. Neydi o mesele? Normalde bütün İran’la yaşadığı problemleri, yıllardır yaşadığı sorunları bir kenara bırakıp Türkiye ve bölge ülkeleri, Amerika’nın önünde bir bent olmaya çalışıyordu bu saldırılarla alakalı. İran’a saldırılmasına engel olmaya çalışıyorlardı. İran buna rağmen şu anda körfez ülkelerini ve kendisini Amerika ve İsrail’in hışmından korumaya çalışan bu inisiyatifi, hedef alarak ne yapmaya çalışıyor, bunun sorusu yok" şeklinde konuştu.
"3 temel senaryo var"
Savaş gidişatında birbirinden farklı üç temel senaryo oluşabileceğini vurgulayan Dr. Taşçı, şu ifadeleri kullandı: "Amerika’nın artık İran’ı bu kadar marjinalize ettiği, İsrail’in özellikle Amerika’yı belli başlı denklemlerin içerisinde çekmeye zorladığı bir süreçte, 3-4 tane temel senaryo öne çıkıyor. Biz birçok ihtimali ve mevcut senaryoyu ihtimali hesaplamak durumundayız. Amerika, İran ve İsrail’in geçmiş ve günümüz dış politika pratiklerine baktığımızda 3 tane hangisi olsa şaşırmayacağımız senaryo ön plana çıkıyor. Bunlardan birincisi Amerika Birleşik Devletleri ile rejimin içerisinde bir kliğin anlaştığı ve İsrail’in bundan huzursuz olarak bu masayı dağıttığı birinci senaryo. Bununla alakalı emareleri de biz daha önce biliyorsunuz Cevat Zarif’in falan açıklamalarında, özellikle reformist kanada, İran içerisindeki gösteriler esnasında ve sonrasında yapılan baskınlardan biliyoruz. İkinci mesele özellikle İsrail’in iç politikada sıkışmış olması sebebiyle Trump’ın bunu kullanarak Kasım’daki seçimleri ve kendi seçimlerini kullanarak, yeni bir kaos üreterek, bu kendi içerisindeki ve Amerika’nın içerisindeki sorunları kendi lehine dönüştürmeye mi çalıştı? Yani Trump’ı yanına çekip, kendisine mecbur bırakıp, kongreyi kaybetmemesi için destek karşılığında Trump’ı bu işin içine çekmeleri ve karşılığında Netanyahu’nun kendi iktidarını, dönemini tahkim etmesi mi? Bu da ikinci bir seçenek. Üçüncüsü ise İran rejiminin özellikle Amerika ile İsrail’in yine beraber hareket edeceğini anlamış oluşu ve marjinalize olmasıyla beraber körfezdeki ülkeler de dahil, bugün bakın Avrupalı aktörler de dahil İngiltere, Fransa ve Almanya’da açıklama yaptılar ve Rum yönetimine, Rum kesiminde yer alan üste hedef alındı biliyorsunuz. Dolayısıyla İran’ın ben madem rejim çöküyorsa yanımda giderken ne götürebiliyorsam götürürüm kafasıyla hareket ettiği, bence üç tane temel senaryo var şu anda."


Yorum Yazın